Ahlâk Üzerine

Her sistem kendine bir ahlâk kurar. Bilindiği gibi ahlâk yazılı yasalar değildir. Ahlâk, neyin doğru-yanlış veya iyi-kötü olduğunu belirleyen ve topluma dayatan gayri resmi bir baskı aracıdır. İçinde yaşadığımız sistemde her şey sınıfsal yapıya sahiptir. Kapitalizminde yasa belirleyicileri de burjuva sınıfıdır. Ahlâkı irdelerken de sınıfsal yapıyı göz ardı etmemek gerekir.

Kılıfına uydurulan her hırsızlık, misal, burjuvazinin artı değere “kâr” adı altında el koyması toplumun değer yargılarına göre kötü değil, aksine, normal olandır. İşçinin patronuna başkaldırıp haklarını istemesi kapitalist sistemin ahlâkına göre iyi midir, kötü müdür? Kötüdür! Ekmek teknesine ihanettir! Nankörlüktür!

Ya cinayet. Cinayet iyi midir, kötü müdür? Eğer öldüren devletse bu halk nezdinde meşru kabul edilir ve sorgulanmaz. Ama eğer bir işçi, patronunu öldürürse, bu kötüdür.

Örneğin, yaşadıkları aşkın doğal bir getirisi olan cinsel arzuları, toplumun ahlâk kurallarını dikkate almaksızın özgürce yaşayan erkekler ile kadınlar aynı şekilde mi değerlendirilmektedir? Hayır. Erkek sevişince, “aslan parçası, erkek adam” olarak nitelenirken; kadın seviştiğinde “namussuz, orospu” olarak niteleniyor.

Nasıl ki dirensek terörist, içsek gâvur oluyoruz; kadın sevişince de orospu oluyor.

Ahlâk her daim egemenlerin işine yaramaktadır. Egemen sınıfın, egemen cinsiyetin, egemen ulusun, egemen dinin…Bu noktada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor; kimin için ahlâk? Mülkiyete dayalı sistemde ahlâkın sınıflar üstü, evrensel bir yapısı olamaz. Çünkü, önemli olan, ahlakın kimin işine yaradığıdır.

Bakunin’in dediği gibi,  “İnsan yalnızca eşitçe özgür insanlar arasında gerçekten özgürdür; bir tek insanın bile köleliği tüm insanlığı çiğner ve herkesin özgürlüğünü etkisiz hale getirir. Herkesin özgürlüğü bu nedenle yalnızca herkesin eşitliği halinde gerçekleşebilir. Özgürlüğün eşitlikle gerçekleşmesi, hem ilkece hem de gerçekte, adalettir. Eğer insan ahlâkının bir temel ilkesi varsa, o da özgürlüktür.”

Bugünün ahlâkı, asıl ahlâksızlığın koşullarını yaratmaktadır. Gerçek ahlâk, sistemin dayattığı ve kabul gören ahlâkın reddi ile ortaya çıkacaktır. Egemen nasıl kendi ahlâkını yaratıyorsa, ezilen de kendi ahlâkını yaratmak zorundadır.

Cihan Ören

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Ahlâk Üzerine | YURTSEVER

Yorum Bırakınız