Aşılamayan Kemalizm, Yıkılamayan Akp, Derinleşen Toplumsal Sorunlar

Kemalistler toplumun aydınlıkçı yüzü değildir; toplumsal sorunlar karşısında Atatürk perspektifinin, yani, tek dil, tek vatan, tek bayrak kafatasçılığının dışına çıkamaz.

Din sorununu Diyanetle, kadın sorununu oy hakkıyla, Kürd sorununu toprak reformuyla, sınıf sorununu “biz kaynaşmış bir toplumuz, bizde sınıf yok” safsatasıyla çözdüğünü veya çözeceğini iddia ederler. Buna gerçekten inanırlar, ah bir de iktidara gelseler… Halbuki iktidara gelmelerine gerek yoktur.

Kürdler asimile edilsin, edilemeyenler katledilsin, İslam Türkün dini olsun, kadınlar oy hakkıyla yetinsin, işçiler haşa iktidara gelmesin, gençlik devletin sopası olsun vb. Garip bir anti-terör görüşleri vardır; devlet terörünü görmezden gelmeleri bir yana karşı oldukları ve terör olarak tanımladıkları olayları nasıl engelleyecekleri konusunda fikirleri yoktur; devletçi bir refleksle katliam dışında birşey gelmez akıllarına. Akp ile aralarında toplumsal sorunlar konusunda görüş farkı yoktur.

Akp kapitalisttir, Chp de öyle. Bu temel ortaklıklarını katiyen sorgulamazlar. Tek dert koltuktur.

Tüketim toplumu, iktidar, simülasyon gibi konularda fikirlerini sorsanız sessizleşirler, çünkü çoğunlukla ilk defa duyarlar, Yılmaz Yozdil gibi “aydın”ları onlara bu konulardan bahsetmez, zaten onlar da bilmezler. Mülteci düşmanlığı yaparken buna vakit mi kalır? Çok millici olduklarından Deleuze, Foucault, Marks, Adorno, Baudrillard, Stirner okumazlar ama bilmem hangi emperyalist ülkenin diktatörü Atatürk’ü övse bunla gururlanırlar. Kemalistler dönem dönem “din elden gidiyor” saftasının bir başka versiyonu olan “laiklik elden gidiyor” saftasını dillendirse de toplumdan devleti baki kılacak legal/illegal dinci ve milliyetçi devşirmeye devam eder. Dini için insan katleden biri ile vatanı milleti için insan katleden biri arasında ne fark vardır?

Nasıl bir dünya idealiniz var desem kemalistler ne der acaba, var mıdır bir idealleri? Yurtta sulh cihanda sulh diyecek olurlarsa savaşın kökenlerine dair kafa yormalarını diliyorum… Eğer gerçekten böyle bir idealleri varsa.

Emperyalist bir çağda hem kapitalist olup hem de bağımsız olmak klasik bir burjuva yalanıdır. Kemalislere bu yalan her zaman yutturulmuştur.

Siyaset sahnesi denilince genelde akıllarına meclis ve seçim dönemlerinde oy kullanmak gelir. Bir de milli denilen bayramlarda mitinglere katılmak, tabi izin verilirse. Halbuki siyaset asgari ücrette, erkeğin kadına şiddetinde, toplumsal ilişkilerdeki güvensizlikte, bir günde ortalama maruz kalınan 3000 reklamda, kurumların işlevindedir. Buradan doğan sorunları ne kendine vekil diyen soytarılar ne de seçim günlerinde kullanılan oylar çözebilir. Burjuva demokrasisi toplumun sorunlarını parlamenter sistemle çözeceği iddiasıyla kitleleri aldatmakla kalmamış, aynı zamanda uyuşuklaştırmıştır.

Aşılamayan kemalizm, yıkılamayan Akp ve derinleşen toplumsal sorunlar.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Baran Bey, eğer elestiriniz parti olarak Chp’ye beni ilgilendirmez. Fakat eğer Kemalizm ve/veya Atatürkçülüğe ise, yazinizdaki genellemeleri doğru bulmadigimi ifade etmek isterim. Ben Kemalistim, bunun yanında Sosyalizm, Anarşizm kavramlarina da aşinayim. Özellikle emek mücadelesi, emegin örgütlenmesi, toplumsal sınıf mücadelesi ve daha birçok konuda bu kavramlardan gerçek yaşamımıza basarili alintilar yapılabileceğine inanıyorum. Yukarida okumaz dediğiniz yazarlarin çoğunu okudum. Özellikle Foucault ve Baudrillard’ı fazlasıyla severim. Laikçi teyzelerin varlığını kabul ediyorum 🙂 Fakat tüm Kemalistlerle ilgili böyle bir genelleme yaparak, suclamaniz yanlış diye düşünüyorum.

Yorum Bırakınız