Black Swan

Black Swan başarıya ulaşan bir balerinin hikayesi değildir. Black Swan, acı verici bir metamorfozun sarsıcı öyküsüdür.

Nevrotik, pembe-odası-olan-şirin-masum-kız olarak, mükemmel bir bale dansçısı olmayı hayal eden genç bir kadındır Nina. Annesiyle birlikte yaşadığı apartman ile bağlı olduğu dans topluluğu arasında mekik dokuyup durur. Ev ve icra ettiği sanatı dışında hiçbir hayatı olmadığını çok geçmeden anlarız. Mükemmel olmak, başdansçı olmanın pembe hayalleriyle büyümüştür. Swan Lake’de onu bekleyen bir sıkıntı vardır. Hem güzeller güzeli ve masumiyet timsali beyaz kuğuyu hem de kötücül ruhlu ve şehvani yönüyle herkesi kendisine hayran bırakan siyah kuğuyu; iki zıt karakteri de sergilemesi gerekecektir. Ancak Nina, cinsel uyanışını gerçekleştirememiş, şehvet duygusundan utanan, pembe ayıcıkları ve pembe donları; başucunda müzik kutusuyla hiç büyüyemeyen küçük bir kız olarak sadece beyaz kuğuyu canlandırabiliyordur. Mükemmel hareketleri, Swan Lake’in yorumcusu ve yönetmenini etkilemeye yetmez; o Nina’nın kıvrak ve sorunsuz ama mükemmel olmayan bir manevrayla dönüştüğü siyah kuğuyu seyirciye hissettirebilmesi için onu deneyimin kıyısına itmek ister. Arzusunu uyandırmak için elini Nina’nın vajinasına atan yönetmenin dilini ısırır Nina, işte o an aşık da olmuştur.

Cinsel olan ne varsa Nina’ya yabancıdır çünkü evde, kendi balerin olma hayalleri sekteye uğramış, Nina’nın büyümesine engel olan, onda kendi arzularını tatmin eden, nostaljik, hülyalı histerik bir annenin sevgisi ile boğuşmaktadır. Nina evdeki küçük-kız kimliği ile cesur ve baştan çıkaran, seksi siyah kuğu kimliği arasında sıkışık bir halde yıkıma girer. Artık annesinin yarattığı bu pembe dünyadan kopup, ölmek ve siyah kuğu olmak zorundadır. Film boyunca, Nina’nın zihninde cinsel imgeler, cinsel eyleyişler, özgür cinsellik, cinsel haz algısının siyah kuğuda olduğunu düşündüğü karanlık bir kötücüllükle ilişkilendirildiğini, penetrasyon korkusunun, kendi bedeninin başka bedenlere karışmasının önüne geçtiğini görürüz. Vajinasına dokunup kendini tatmin etmeye çalıştığı esnada, annesiyle, onu küçük bir kız olmaya hapseden o yargılayıcı gözle karşılaşması, utancını perçinler. Lakin Nina acele etmek zorundadır aksi halde, tıpkı kendisine benzeyen ancak mükemmel olmayan ve siyah kuğu olmanın hakkını verecek rol arkadaşı rolü kapacaktır. Onunla geçirdiği tüm beklentilerinin ötesindeki bir lezbiyen seksi -bir kısmı kendi zihninde- annesinin karşısındaki küçük kız imgesini paramparça eder. Artık Nina, siyah-kuğu oluş’a girer. Sırtında siyah kuğunun kanatları, ateş saçan gözleri ile siyah-kuğu oluş’an Nina, kendisini kontrol edemez, öz-yıkım için son darbeyi indirir ve karnını deler. Artık eski Nina yoktur, mükemmelliği, hareketleri kusursuzca yapmasından değil, benliğinde yana yakıla duyduğu siyah-kuğu arzusundan gelir. Ve şu cümle ile Nina yaşam ateşini ifade eder:

“Hissettim, mükemmeldi!”

Gözde Erdoğan

Yorum Bırakınız