Çanakkale ‘Zaferi’

İşte yine ‘Çanakkale Zaferi’ni idrak ettiğimiz gün geldi çattı. Yıldönümlerinde ‘günün anlam ve önemi’ni belirten hamasî nutukların havalarda uçuştuğu bu ‘zafer’, resmî ideolojinin ve milliyetçi/ulusalcı ve islamcı kesimlerin ihtiyaç duydukları tarihsel-ideolojik propagandadan başka bir şey değildir. Neymiş, Çanakkale ‘savaşı’ emperyalizm karşısında varoluş savaşıymış. Halbuki Çanakkale ―savaşı değil― muharebesinde iki emperyal kamp karşı karşıya gelmiştir; Osmanlı da bu kamplardan birindedir. Diğer kampta da Britanya, Fransa ve Rusya vardır.

Fransa-Almanya cephesinde kilitlenen savaşı itilaf devletleri lehine değiştirebilmek için Almanya’nın doğu cephesindeki Rusya’nın desteklenmesi gerekiyordur. Bu amaçla Boğazlar’dan geçip Karadeniz yoluyla Rusya’ya lojistik destek sağlamak gerekmektedir. Almanya da bunu önlemek ister. Bu yüzden bu cepheyi sıkı tutmaya çalışmış; yüzlerce subayını ve askerini Çanakkale’ye yollamış; her türlü silah ve cephanenin yığınağını yapmıştır. Dolayısıyla Çanakkale muharebesinde Osmanlı’nın durumunu anti-emperyalist bir pozisyon olarak değil emperyal bir kampa karşı bir diğer emperyal kampta yer almak olarak tanımlamak gerekir.

Ancak işin bir başka boyutu daha var. Tamam, savaşlarda moral motivasyon çok önemli bir parametredir. Özellikle Türk insanının yer aldığı savaşlarda vatanseverlik, kahramanlık ve iman gibi duygular önemli bir yer tutabilir. Ancak, örneğin daha 1912-13’de Bulgar ordusunun neredeyse İstanbul’a kadar ilerlediğini ve Trakya’nın diğer ucunda ise Gelibolu’ya dayandığını düşünecek olursak, Balkan Savaşları’nda sadece öz gücüyle savaşıp Balkan birliği karşısında hezimete uğrayan ordunun bu kadar kısa bir süre sonra Britanya ve Fransa karşısında kazandığı ‘muharebenin’ başka bir nedeninin olması gerekmez mi? Asıl rol, mesela Alman başkumandanlığı ve kurmay ekibinin olamaz mı? Çünkü Çanakkale’de cephe komutanı general Von Sanders’dir. Von Sanders ayrıca Osmanlı ordusunda yenilik yapmak için Almanya’dan getirtilen ekibin başındaydı ve Kayzer’in özel temsilcisi olarak 1914’e kadar Osmanlı ordusunu tepeden tırnağa değiştirmişti. Çanakkale’ye dönecek olursak, Sanders, Türk subayların hazırladığı savunma planını tümüyle bir kenara itmiş; kendi yaptığı değerlendirmeler ışığında yepyeni bir plan oluşturmuştur. Bunu yaparken Türk komutanlarının görüşlerini bile almadığı için, içlerinde destek kuvvet 19. tümenin başındaki yarbay M. Kemal’in de olduğu bu komutanlar planı onaylamamışlardır. hatta M. Kemal’in Von Sanders’le bu konuda tartıştığı da bilinir.

Sonuç olarak Çanakkale savaşı Sanders’in planı doğrultusunda verilmiştir. Çanakkale’de ana savunma güçleri olan iki kolordudan birinin başında da bir başka Alman, general Erich Weber vardır. Nusret gemisiyle mayınlama faaliyeti de general Menter’in inisiyatifinde yürütülmüştür. Nitekim Çanakkale savunması sonunda Enver paşa ile Von Sanders’e ve kolordu komutanlarına madalyalar takılırken, M. Kemal’e de saat hediye edilmiştir sadece. Yine, zaferi salt Türklere mal etmeye çalışan zihniyet, mesela bazı alayların tamamen Araplardan oluştuğunu, bunun dışında diğer alaylarda da Arapların bulunduğunu görmezden gelir. Ayrıca sahil savunma bataryalarından birinin komutanının Sarkis Torosyan adlı bir Ermeni subayı olduğu da dile getirilmez nedense. Ayrıca Çanakkale’de, Avusturya-Macaristan’ın askerleri vardır ve Macar topçu ve takviye kuvvetlerinin yarımadanın güney cephelerinde aktif olarak yer aldığı bilinmektedir.

Asıl önemlisi ‘Çanakkale Zaferi Komutanı Atatürk’ ifadesi tarihsel anlamda külliyen yalandır ve 1930’larda yeniden yazılan tarih kitaplarıyla uydurulmuştur. Ayrıca savaşın önem derecesini artırabilmek için şehit sayısını 250.000-400.000 arasında göstermek bir başka saptırmacadır. Gerçek sayının genelkurmay kaynaklarına göre 55.000 civarında olduğu biliniyor.

Ama işte mesele, Ayhan Aktar’ın da vurguladığı gibi, bir savaşı ‘bir milletin şanlı direnişinin yıldönümü olarak tanıtma’ ve alaturka tarihçiler eliyle milliyetçiliği besleme meselesi olunca, gün, Almanya’nın, ta 1940’lı yılların ortasına kadar, ülkesinin kutlu bir zaferi günü olarak kutlayageldiği Çanakkale ‘zaferi’ni hamasî törenlerle anma günüdür.

Atilla Tuygan

Yorum Yapın