Darbelerin gücü karşısında delirin

Darbenin gücü karşısında, delirin.

Darbeye karşı çıkmak yahut darbe girişiminde bulunmak: gözlerimi sımsıkı kapıyorum, keşke birbirini tamamlayan bu çığırtkanlara karşı kulaklarımı da tıkıyabilseydim; zira darbe Foucault’nun da dediği gibi devletin olumlanmasıdır zaten, askeri veya sivil olarak. 

Darbe ‘girişimcileri’ ile darbe ‘karşıtlarını’ aynı sahnede birer karikatür olarak düşündüğümde ortak baloncuğa tek bir slogan düşüyor: “Darbeciyim, Darbecisin, Darbeciyiz.” Devleti ele geçirmeye çalışanlar ile devleti elinden kaçırmak istemeyenlerin birbiriyle kara mizaha yakışır tepinmesi. 1 yıldır darpçıların birbirleriyle pür-vaziyeti… Girişim sırasının sonrasında çok daha fazla kan dökülmesi, kelepçeler, ağızdan salyalar saçan konuşmalar… Kendi yasaları ile kendilerini yargılıyorlar, kendi inşa ettikleri hapisanede kendileri yatıyorlar, kendi silahlarıyla birbirlerini öldürdüler; her iki kesim de birbirinden devletçi, darpçı, faşist…

Darbe veya kurumsallaşmış hali olarak devlet; silahlı bir gücün seçilmişlerin/seçtirilmişlerin yönetimine el koyması değildir. Devlet, zaten devleti kutsamış, and içmiş silahlı ve silahsız güçlerin koruması altındadır. Ve arada bir bu silahlar kendi aralarında çatışabilir. 

Darp eden bir aygıt olarak devlet, her daim darbecidir. Bu darptan nasibini almamış kimse yoktur yeryüzünde; kapatılmayla, denetimle, disiplinle ve bunların araçları olarak vergiyle, sömürüyle, asker polis sivil şiddetiyle…

Darp hasar bırakandır; kimisini öldürür, kimisini aç bırakır, kimisini anti depresan hapları yutturur, kimisini uyuşturur, kimisini yüceltir, kimisini aptallaştırır, kimisini devrimcileştirir, kimisini göçebe eder, kimisini de delirtir. Delirmek bir anormallik olarak tahammül ve uyum termometresinin patlaması, iflas etmesidir. Firedir, firaridir.

Baran Sarkisyan

Yorum Bırakınız