Devlet Sizden Ne İster?

Devlete inanan ve biat edenler sadece benim nazarımda değil, devletin nazarında da aptaldırlar. Ama devletlü yine de nezaketen ‘vatandaş’ der: Sevgili vatandaşlarımız, bizleri sizler varettiniz!

Devletiniz sizden makul vatandaş olmanızı beklemekte, hatta bunu şiddet ve baskıyla yakanıza yapışırcasına istemektedir.

İşçiyseniz patronunuza platonik aşki duygularla bağlanmanızı istemektedir. Greve çıkan, sendika hakkı isteyen bir emekçi olmamanızı, eğer ‘raydan çıkmış’ emekçiler greve çıkacak olursa da grev kırıcı olmanızı istemektedir. Patron değilseniz bile sosyalizmin değil kapitalizmin amansız savunucusu olmanızı istemektedir.

Öğrenciyseniz o okul kitaplarını sorgusuz sualsiz yalayıp yutmanızı, sınavlarınızı geçmenizi, ailenizin sizin okul masraflarını can pahasına çalışarak karşılamasını ama tüm bu saçma sapan çalışmaların ardından geleceksiz olmanızı istemektedir. Öyle parasız, bilimsel, anadilde eğitim hakkı gibi terör eylemlerine katılmanızı katiyen istememekte, bunun için tanrıya dua etmektedir.

Kürtseniz, aleviyseniz, ermeniyseniz, çingeneyseniz, mülteciyseniz bunu inkar etmenizi istemekte, haklarınızı talep değil devletin size biçtiği ucuz kefene razı olmanızı istemektedir. Devletin asimilasyon zehirini şerbet eyleyip bir dikişte içmenizi istemektedir. Bir halkın dağları, köyleri, evleri hergün bombardıman altında tutulsa bile “ha yaşa devletimiz bizi kurtarmaya geldi” diyerek ölürcesine sevinç çığlıkları atmanızı istemektedir.

Devletiniz ailelerden 3’erli, 5’erli artık allah ne verdiyse o kadar sayıda asgari ücrete tamah edip sömürülmeniz için işçi ve vatanın çoktan emperyalistlere peşkeş çekilmesine rağmen ölüp öldürmesi içşn asker yetiştirmenizi beklemektedir.

Kadınsanız size şiddet uygulayan, hizmetçi ve seks kölesi olarak kullanan erkekleri daha çok sevmenizi, tecavüze uğrasanız bile kürtaj yaptırmamanızı istemektedir.

Bol bol Trt, Habertürk gibi kanallardaki haberleri, o da olmuyorsa televizyondaki o cıvık dizi ve eğlence programları izlemenizi istemektedir. Akit, Sözcü gibi gazeteleri cam sileceği olarak değil, rehberiniz olsun diye okumanızı istemektedir.

Deniz Gezmişleri, Mahir Çayanları, İbrahim Kaypakkayaları tanımamanızı, tanıyorsanız da nefret etmenizi istemektedir. Fakat Abdullah Çatlı, Sedat Peker gibi kiralık katilleri tanıyıp sevmenizi, günü geldiğinde onların fedaileri olmanızı istemektedir.

Grup Yorum’u, Grup Munzur’u, Ahmet Kaya’yı, İlkay Akkaya’yı, Ali Asker’i, Ciwan Haco’yu dinlemek yerine Serdar Ortaç gibi, Gülşen gibi, Mustafa Ceceli gibi şarkıcıları dinlemenizi istemektedir.

Ve tabii kesinlikle bir devrimci değil tam bir düzen insanı olmanızı istemektedir. Devletin şahsi ve kurumsal fikrine göre; kesinlikle anti-emperyalist kişiliklere bürünüp de anti-emperyalist eylemlere katılmamanızı istemektedir. Amerika Defol gibi pankartlar taşımamanızı, mümkünse “Sevgili Amerika Hoşgeldin Yurdumuza” yazılı pankartlar taşımanızı istemektedir.

Uyuşturucu çeteleriyle mücadele etmemenizi, onlarla iyi geçinmenizi, ara ara da devrimci fikirlerle tanışmak yerine bir miktar uyuşturucu kullanmanızı beklemektedir.

Duvarlara devrimci afişler yapıştırıp gözaltına alınacağınıza hırsızlık yapıp ara ara nezarethanede misafir olarak alınmanızı istemektedir.

Polis yüzlerce çocuğu katletse de (afedersiniz etkisiz hale getirse de) polise saygı ve sevgiyi ve dualarınızı eksik etmemenizi beklemektedir.

Devletiniz bırakın sizin devrimi savunmanızı barışı savunmanızı bile istememektedir.

Faşizmle de mücadele ne münasebet, mücadele yerine düpedüz faşist olmanızı istemektedir.

Başka daha ne istemiyor ki devlet. Devletin isteklerini sayarak bitiremeyiz. Ama peki ne olur devletin isteklerini yerine getirmezseniz? Ölürsünüz. İşkence görürsünüz. Kişiliksizleştirilmeye çalışılırsınız. Takibe alınırsınız. İşinizden kovulursunuz. Gözaltına alınıp tehdit edilirsiniz. İşbirlikçilik teklifi alırsınız. Kabul etmezseniz hakkınızda dava açılır, sözgelimi savcı hakkınızda hazırladığı iddianameyle hakkınızda 27 yıl hapsinizi hakime ferman buyurur. Yıllarca bir hücrede tutsak olarak yaşarsınız. Ama yine de direnirsiniz. Yine de başkaldırırsınız. Bir insan olarak, insan olmakta direnerek, insanca bir yaşam için başkaldırarak.

Baskıyla, tehditle, zulümle, gözaltı ve tutuklamalarla, işkenceyle, katliamlarla halklar direnenler ve başkaldıranlar üzerinden sindirilmek istenmektedir. Devlet, kendisine biat eden, hakkını aramayan, uyuşmuş ve yozlaşmış bir halk istemektedir.

Faşist bir rejim altında yaşıyoruz. Bombalanan, yakılan köyler bunun kanıtıdır. İşkencede katledilen Engin Çeber bunun kanıtıdır. Hapisanelerde tecrit edilen binlerce tutsak bunun kanıtıdır. Kafasına silah dayanan muhabirler bunun kanıtıdır. Grup Yorum’un konserine gittiği için ayakları kırılanlar bunun kanıtıdır. Katledilen devrimcilerin anmasının tutanaklarla suç ilan edilmesi bunun kanıtıdır. Alanların halka yasaklanması bunun kanıtıdır. Yargısız infazlar bunun kanıtıdır. Cumartesi Anneleri bunun kanıtıdır. Polis kurşunuyla katledilen yüzlerce çocuk bunun kanıtıdır. Dersim, Maraş, Çorum, Kanlı Mayıs, faili meçhuller, Sivas, Gezi Parkı, Roboski, Suruç bunun kanıtıdır. Polis araçlarına bağlanarak yerde sürükledikleri bedenler bunun kanıtıdır. Meydanlarda, barış mitinglerinde bile önce katledilip sonra da polislerin yaralılara saldırması bunun kanıtıdır.

Faşist bir rejimde ya hergün bataklığa bata çıka iğrenç bir yaşamı tercih edeceğiz ya da bu düzene kalemimizle, sazımızla, taşımızla, bilincimizle direnip başkaldıracağız.

Orta yolu yok.

Baran Sarkisyan

Tartışma3 yorum

  1. Baktığımızda devletlerin olmaması gerek. Sonra bir daha baktığımızda devletlerin olması gerek. Devletler genel itibari ve yapısı ile yolmaya mahkumdur. Sende devletin içinde olsan sende yapacaksın. Nasıl şimdi kendi çıkarların doğrultusunda devleti yok edesin var ise aynı şekilde devletin içindeykende vatandaş dediğin fiilen ölü zihinleri yok etmeyi veya akıllıca düşünüp yok etmek yerine onları yolmayı seçeceksin.

    Devlet olmaz ise anarşi patlar ve sağlıklı birey bırakmaz. Hatta asıl faşistliği o vakit görebilirsin. Orman kanunu geçerli olur. Bir orman dolusu ne yapacağını bilmeyen bireyler. Oysa devlet bireylere ne yapacağını söylüyor. Hatta emrediyor bile. Ki bu geçerli bir durum. İnsan canlısı ne yapacağını bilmediğinde savaş çıkarır. Devletler ne yapacaklarını bildikleri için savaş çıkarır. Herkes başı buyruk yaşama hakkına ve bilincine sahip değildir. Yönetilmesi gereken yığınca insan canlısı mevcut. Ben buna yaşamak demiyorum. Çünkü bu insan canlısının devam etme sürecidir.

    Eğer devlet kavramını eleştireceksen var olduğun ülke üzerinden yapmayacaksın. Genelleyeceksin ki kinini örtmüş ol. Devletin açısından sen kötüsün, senin açından devlet kötü. Ama devlet başarılı ve sen değilsin. Hayatta kalma sürecinin dışındasın, dışındalar. Herkes yaşamak zorunda değil, yaşabilenler yaşamak zorunda.

    Yazdıklarının hepsini okuyamadım çünkü çok bilindik yazılar. Bilindik bir tavır ve bilindik karşıt görüş. Nesil direnmeyi, baş kaldırıyı iyi bir şey sanıyor. Daha neye karşı geldiklerinin farkında değiller. Saygı kazanılır, bunun için savaş vermek mantıklı olanı.

  2. Baran Sarkisyan

    Yasin Ç,

    Kavram karmaşası içindesin. Köle ahlakını ilke edinmişsin. Devlet tarafından ehlileştirilmiş, resmi görüşü bir de burada dillendirmişsin. Biz bu görüşleri her gün televizyon kanallarında devlet borazanlarından dinliyoruz, sen zahmet etmişsin Yasin vatandaş.

    • Ee zaten her şeyde bir karmaşa, bir kargaşa yok mu? Her şey insan uydurması olduğu için her şeyin karışması çok doğal. Kölelik hiç bana göre değil. Olan durumu dile getirdim sadece. Devlet diyorum yolsuz diyorum. Ama genel kesim develetsiz yaşayamayacak durumda. Fazlasıyla riyakar olmaları gerek. Ve bu kesim televizyonlara aç. Muhtaç mış gibi davranıyorlar. Bunları savunmuyorum sana. Ama seni de savunmuyorum. Çünkü hepimiz riyakarız dostum.

      Üstelik hepimiz inanmak istediğimize inanıyor, görmek istediğimizi görüyor hal içerisindeyiz. Yani hepimiz tırt canlılarız. Bir üstünlük çabası içerisinde gezegen köreltiyoruz.

      Her haltı esefle kınıyorum. Kaçtım ben.

Yorum Yapın