Enformanyaklık

Gazeteler, radyo ve televizyon, bize dünyada olup bitenler hakkında bilgi verir. Enformasyon güçtür, der bir özdeyiş. Haber aldığımız oranda gücümüz artar. Çağımızın eğilimi de, giderek daha çok bilgi sahibi olmak yönünde. Ancak bu da bilgi içinde boğulmamıza yol açıyor. Aşırı haber ve bilgi bolluğu, bizi her türlü bilgi ve habere karşı duyarsızlaştırıyor.

Televizyon yayınlarının, ABD’nin Vietnam’dan çekilmesinde etkili olduğu düşünülür bazen. Savaş, oturma odalarına kadar getirilmiş ve insanların dehşete kapılarak, ülkelerinin bu işe karışmasına karşı çıkmalarına neden olmuştur. Ama o günden bu yana öyle çok savaşlar, öyle çok açlık, öyle çok şiddet gördük ki, televizyonun “Vietnam etkisi” artık ortadan kalktı.

Kitle iletişim araçlarının gerek haberlerin dağıtımı, gerekse içeriği açısından oynadığı rol, algılamayı derinleştirmek ve niteliğini yükseltmekten çok, haberlerin hızını ve niceliğini vurgulama doğrultusundadır. Daha bir haberi anlayıp, onu belirli bir bağlama oturtma fırsatını bulamadan bir sonraki haberle karşılaşıyoruz. O haber de anında yok olup yerini bir başkasına bırakıyor.

Her yeni olayla tarihin, tecrübenin ve bilgeliğin sağduyusundan yoksun olarak gitgide atomize oluyor, şaşkına dönüyoruz.

Yirminci yüzyılın sözde enformasyon toplumu, belki de önceki yüzyılların tüm toplumlarından daha zayıf bir belleğe ve tarih bilgisine sahip. Sansür ya da bilgi manipülasyonu yüzünden değil, işittiklerimizi, gördüklerimizi ve okuduklarımızı seçmemize izin vermeyen bir haber bombardımanıyla karşı karşıya bırakıldığımız için. O kadar çok haber var ki günlük yaşamımızda, adeta arka planda bir gürültü halini alıyor haberler. Tıpkı hızlı besin, hızlı seks, hızlı kültür gibi, hızlı haber de totaliter nitelikte. Çünkü insanları artık ayrım yapamayan duyarsız bir toplum olmaya yöneltiyor.

II

Toplumun birçok kesiminde, gündelik meseleler gündelik hararetli tartışmalar sürüp gider. Ne var ki, bu meseleler genellikle çok kısa ömürlüdür. Sık sık değişirler. Sorunlar önümüze geldikçe, önümüze getirildikçe biz de onları hararetle tartışır dururuz. Yani, meselenin kendisinin tarihi ve genel boyutlarından çok, o meselenin günlük tartışmalarıyla uğraşırız. Mesele günlük olaydır, ancak bu günlük olaya “tarihi önem” taşıyan bir olay gözüyle de bakılır. Ne var ki daha bir hafta önce olan ve elbette tarihi önem taşıyan bir başka olay, kolektif benliğimizde fazla yer tutmaz. Hatta kimi zaman dünkü gazetenin manşetleri bile unutulup gitmiştir. Tarihi mesele denen şey anında uçup giden bir olaydır aslında. Günü abartarak günlük olaylarla örülü hapishaneler inşa ediyoruz kendimize. Tarihi sürecin anlamını gözden kaçırıyor, geçmişi belleğimizden siliyoruz. Bu, bize üstünlük duygusu veriyor. Benciliz, kendimize tapınıyor ve yalnızca bugünle ilgileniyoruz. Güne hakim olduğumuzu sanarak tarihi etkiliyor ve denetliyormuş gibi yalancı bir duyguya kapılıyoruz.

III

Haber ve bilgiye boğulmuş rafine totaliter toplum, tarihi silen bir toplumdur. Her şey sanki buz üzerine yazılmış yazı gibidir. Geriye dönük bir düşünme tarzı neredeyse olanaksızdır, çünkü biz daha algılayamadan haber kaynağı çabucak ortadan kaybolur. Durmadan yeni haber ve bilgilerle tıka basa “beslendiğimiz” için, daha önce verileni anımsama fırsatımız çok azdır. Enformasyon hep anında ve şimdi verilir. “O zamanki ve daha önceki” ile kıyaslama şansımız ya çok azdır ya da hiç yoktur.

Son haberleri alırız. Biraz sonra kamuoyu yoklamaları, son haberlere anlık tepkilerimizi bildirir. Böylece, daha komşularla, hatta evde bile, fazla bir tartışma şansına sahip olamadan, ne düşündüğümüz hakkında bize bilgi verilir.

Ayrım yapmak aktif bir süreçtir. Hiçbir ayrım yapmadan haberleri izlemenin yol açtığı edilgenlik, kolayca yönetilmemizi ve manipüle edilmemizi sağlar. Rafine totaliter toplumlar, çocuklar için geçerli olanın, yetişkinler için de geçerli olduğunu keşfetmişlerdir. Yeni ve hızlı olan her şey dikkatimizi uyandıracaktır ve şimdiki zamanı vurgulamakla, geçmişi silecektir. Tarih bilinci az olan ya da hiç olmayan bir toplumu yönetmek kolaydır. Böyle bir toplum eleştirici değildir ve kurulu düzenden kolayca memnuniyet duyar.

Sözlü tarihin ve geleneğin silinmesi, ayrıca, tarihi yargılama yeteneğimizi elimizden almıştır. Sözlü gelenekler sayesindedir ki insanlar dillerini, kültürlerini ve tarihlerini yüzyıllar boyunca canlı tutmuşlardır. Bugün, haberleri ancak anlık koşulların bağlamı içinde değerlendiriyor ve ona göre karar veriyoruz. Bu koşullar psikolojik açıdan öylesine anlık ki, bir ülkede yapılan bir askeri darbeyi, dünya düzeni bağlamı içinde ya da o ülkenin geçmişi içinde bile değerlendiremiyoruz. Darbe haberini, ondan önce gelen haberle onu izleyen reklamın anlık bağlamı içerisinde algılıyoruz. O anlık duruma uyum sağlıyoruz. Tarihsel değerlendirme ve muhakeme duygumuz böylece ortadan kalkmış oluyor.

Kaba sansürün uygulandığı toplumlarda tam tersidir bu durum. Bu tür toplumlarda insanlar, habere aç olduklarından, haber bültenlerinden tat almakla kalmaz, bu bültenleri tarihsel ve siyasal bir çerçeve içine oturturlar. Kaba totaliter toplumlarda, bilgilendirilmiş bir halk, yönetimin varlığını tehdit eder. Rafine totaliter toplumlarda ise, kendisine bilgi verildiğini vehmeden bir halk, iktidar yapısının devamlılığını sağlamak için elzemdir.

IV

Halkı “haber teknolojisi” aracılığıyla manipüle etmek, düzeni denetleyen haber profesyonellerinin iyi bildiği bir iştir. Bir haberi resimli ya da resimsiz sunmak, belirli sıfatları kullanmak, her habere ayrılacak süre, bütün bunlar, bizim haberi nasıl algıladığımızı etkiler. İnsanları bu manipülasyon yöntemlerinden koruyacak önlem yoktur.

Bu yöntemler gizli değildir. Ancak, bu manipülasyon yöntemlerinden haberdar edilsek bile, bu bilgi de büyük olasılıkla, aynı hızla verilen tüm öteki haberlerle birlikte unutulup gidecektir.

Bir başka teknolojik gelişme de haberlerin giderek yazılı olmaktan çok, görsel ve işitsel yöntemlerle iletilmesidir. Elektronik gazetenin devreye girmesi, basılı gazetenin güncel haber aracı olarak ortadan kalkması ihtimalini doğurmuştur. Basılı gazetenin avantajı, insanın her zaman geriye dönme, belli bir haberi yeniden okuma, yanında bulunan birine gazeteden bir alıntı yapma, hatta bir iki kez dikkatle okuyup düşündükten sonra yayın yönetmenine bir mektup yazma şansı sağlamasıdır. Yeni teknoloji her an değiştirilip tazelenen haberlerle buna son vermektedir şimdi. Haberler birbiri ardından uçup gitmelidir, çünkü vakit nakittir. Haber satmak büyük çapta bir iş. Gazeteler, radyo ve televizyon aracılığıyla ne kadar çok haber satılırsa, bunların sahiplerine o kadar çok kâr getirir. (Haber olmasa reklam olasılığı da düşük olurdu; reklam ise kurumun kârlılığının daha da artması demektir.) Olup bitenlere duyduğumuz ilgi ve olaylar karşısındaki tüketici merakımız, giderek daha çok ve daha sık haber satarak para kazananlar tarafından sömürülmektedir. Haberlere gerçekten anında “gereksinme”si olan yegâne insanlar borsadaki günlük dalgalanmaları ve hisse senetlerine ilişkin haberleri izleyen kişilerdir. Çeşitli dünya borsalarında altın karşılığında dolar, buğday karşılığında altın, devlet tahvilleri karşılığında da buğday ticareti yapan spekülasyoncular için her haber önemlidir ve bu habere ne denli çabuk ulaşırlarsa, kendileri için o denli iyi olur.

Öte yandan, hükümetler de asıl haberlerini, diplomatları ve gizli servisleri aracılığıyla elde ederler. “Gerçek” haberlerin medya aracılığıyla bize ulaşması aylar, yıllar sürer. Bunların hiç ulaşmadığı da olur. Örneğin, İngilizlerin, Japonların gizli şifresini çözerek Pearl Harbor’a yapılacak baskını önceden öğrendiklerini, ama bu bilgiyi, ABD’yi II. Dünya Savaşı’na girmeye zorlamak için kasten gizli tuttuklarını, kamuoyu olarak bizim öğrenmemiz kırk yılı aşkın bir süre aldı.

Matbaa, kitle haberleşmesinin başlangıcım oluşturdu. Bu sayede, kamuya ulaşan enformasyonun standardize edilmesinin yanı sıra, yöneticilerin, bu enformasyonun kaynağını denetleyerek içeriğini belirlemeleri de sağlanmış oldu. Baskı teknolojisi, daha çok insanın, daha çok haber almasını sağladı, ama aynı zamanda, sansür ve denetleme araçlarını da sağlamış oldu. Örneğin, New York Times’ın sloganı, “Basılmaya uygun tüm haberler”dir. “Tüm” haberler değil, ancak basılması uygun tüm haberler. Baskı makinelerinden önce haberler, dilden dile dolaşırdı. Bir bakıma, insan sayısı kadar gazete ve gazeteci vardı. Olaya tanık olanların anlattıkları ve tepkileri, insanların kolektif enformasyon kaynağı oluyordu. Haberler, gerçekten insanlar tarafından, insanlar için veriliyordu. Medya uzmanları ve teknoloji, kurulu düzenin haberler ve enformasyon üzerindeki denetimini kolaylaştırdı. Kitle iletişim araçları ve enformasyon denetimi yoluyla dünya hızla tekdüzeleşiyor. Diller, kültürler, besin maddeleri, giysiler ve düşünce kalıpları yerlerini tekil güçlere bırakıyor, biz de onları edilgin bir biçimde kabul ediyoruz.

V

Özgürlük savaşı, elimizde olanları koruma ve saflığı bozulmamış deneyimlerimizi gelecek kuşaklara aktarma çabası olacaktır.

Yazmak, kaydetmek ve yazdıklarımız üzerine düşünmek önemli. Bilgi ve haber selinin tutsaklığından ancak kendi haber ve düşüncelerimizi yazmakla, paylaşmakla kurtulabiliriz. Özel olaylara ve düşüncelere ilişkin günceler, hatıra defterleri tutabilir, bant kayıtları yapabiliriz. Bu yalnız, olup bitenler üzerinde düşünme olanağını bize sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda, gelecek kuşaklara bizler tarafından hazırlanmış bir açıklama niteliği taşıyacaktır.

Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.

Gündüz Vassaf

Yorum Bırakınız