Faşizmde Kitlelerin Karakteristik Özellikleri

-Kendinden olmayana düşmanlık besleme
-Düşmanı kadın ile özdeşleştirme
-Kazanmayı, karşındakini yok ederek başarılacağına inanma
-Aşağılık psikolojisi içine girerek devlete, peygamberlere, bayrağa, liderlere, penise tapınarak kendini varetme çabasına girme
-Egemen olanın tarafını tutma
-Sınıf bilinci edinememe
-Şovenizm
-Linç kültürü
-Tecavüz kültürü
-Sadizm, başkasına acı çektirmekten zevk duyma
-Mazoşizm, çektiği acıdan zevk duyma

Bunlar faşizmin kitlesinin karakteristik özelliklerinden bazılarıdır. Yaratılan bu kitle taraftarı olduğu takımın savunusu yaparken de, ulusunu savunurken de, mezhebini savunurken de, yaşadığı ülkeyi savunurken de her zaman aynı davranışlarda bulunur. Bu yüzden onları ulusun çıkarlarını savunmak adı altında muhalif parti bürolarını yakarken, din elden gidiyor denilerek kendi mezhebinden olmayanları linç ederken, taraftarı olduğu takım uğruna ‘karşı taraf’ olarak gördüğü takımın formasını giyen bir insana tekme tokat saldırırken, namus adı altında kadını döverken görürüz sık sık.

Faşizmin etkisi altında olan kitle mutlak suretle egemen olanın tarafındadır. Bu kitle egemen ulus milliyetçiliği yapar, resmi ideolojiyi benimser, egemen olan mezhebin mümini olur, ahlaki değerleri maddi çıkarlara göre belirlenir, aile içerisinde reisin her zaman erkek olduğunu savunur, tuttuğu takım bile ”üç büyükler” olarak söylenen takımlardan biridir. Egemenler en çok bu ezik kitlenin omuzlarına basarak yükselirler.

Devlet ne kadar çok kan dökerse bu kitle o kadar azıtmakta, katliamdan geriye sağ kalanları katletmek için alanlara koşmaktadır. Devlet kendisine muhalif olanların mücadelesini kan ile bastırırken döktüğü bu kanı adeta kendi kitlesinin damarlarına enjekte ederek onu daha da cesaretlendirir.

Peki bu kitle tarafını tuttuğu egemenler tarafından hiç ezilmez mi? Elbette ezilirler. Aslında en çok tarafını tuttuğu egemenler tarafından ezilirler. Fakat, egemen olana sorgusuz biat etme kültüründen dolayı fabrikada patronu tarafından ezilirken, ”mahallenin abisi” tarafından dayaktan geçirilirken, nezarethanede polisin işkencesinden geçerken, devleti onu haksız bir savaşa asker olarak gönderirken, açlıkla terbiye ederken, kendisini de yakından ilgilendiren herhangi bir adaletsizlikle karşı karşıyayken sesini çıkaramaz. O ”öteki” karşısında esip gürleyen karakterin esamesi yoktur. Dolayısıyla egemen olana tereddütsüz itaat edip, boynunu büker. Çünkü bu sefer karşısındakini devletle özdeşleştirmiştir. Ve devletin karşısında boynu kıldan incedir.

Bu kitle, devletin tornasından toleransları aşmadan çıkabilmiş başarılı kişilerdir.

Bu kitlenin dışına çıkabilmek için öncelikle bütün resmi olan kurumlarla (aile, okul, askeriye, ibadethane, devlet vb) ve kişinin kendisiyle ciddi bir hesaplaşmaya girişmesi gerekmektedir.

Baran Sarkisyan