Gece ve Kaçık Adam | Halil Cibran

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi çıplak ve karanlık,
Gündüz düşlerimin üzerinde uzanan
alevli patikalarda yürüyorum;
ve ne zaman ayağım dokunsa toprağa
oradan dev bir meşe ağacı
fışkırıp yükseliyor göğe.”

”Yoo, bana benzemiyorsun,
hiç benzemiyorsun, Kaçık Adam,
çünkü sen, hangi büyüklükte
ayak izleri bıraktığını
görmek için kumda,
attığın her adımdan sonra
dönüp arkana bakıyorsun.”

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi sessiz ve derin.
Ve benim yalnızlığımın kuytu yerinde,
bir Tanrıça yatıyor, doğum yatağında.
Ve doğurduğu çocuğun içinde
Cennet sarmaş dolaş cehennemle.”

”Bana benzemiyorsun, hayır,
benzemiyorsun, Kaçık Adam,
çünkü sen acı karşısında
tirtir titriyorsun hemen;
ve uçurumların şarkısı
korkutuyor seni.”

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi vahşi ve göz yıldırıcı;
baş eğdirilmiş halkların
çığlıklarıyla, iniltileriyle dolu
benim de kulaklarım;
ve yok olup kavimler için
çekilen ahlarla.”

”Benzemiyorsun, hayır,
benzemiyorsun bana, Kaçık,
küçük gündelik benliğini
can dostun sanıyorsun sen,
ve bunca yalnızlıktan,
ıssızlıktan sonra bile
büyük yıkıcı, yırtıcı benliğinle
dostluk kuramıyorsun hala.”

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi kat kat karanlık,
ketum ve korkutucu.
Denizde yanan gemilerle tutuştu
benim bağrım da.
Ve dudaklarım
öldürülen savaşçıların kanıyla ıslak.”

”Yoo, benzemiyorsun, Kaçık,
Benzemiyorsun bana.
Çünkü dişi-ruhlar için duyulan
arzunun tutsağısın sen
ve bir yasa koyucu olamadın
tutkuların üstünde hala.”

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi kıskanç
senin gibi zevk düşkünü;
çünkü benim de gölgeme bürünen kişi,
tadılmamış şaraplarla zil zurna sarhoş;
ve benim peşimden gelen dişi-ruhun da
günah işlerken,
simsiyah bir neşeyle dolup taşıyor içi.”

”Yoo, bana benzemiyorsun sen,
benzemiyorsun bana, Kaçık,
yedi kat örtü altında senin ruhun
ve kendi kalbini
kendi elinde tutmuyorsun.”

”Ben de senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi sabırlı,
ama tutkulu, aynı zamanda.
Kupkuru öpüşlerin kefeni içinde
benim de bağrıma gömülmüş
binlerce düşük var,
binlerce ölü.”

”Öyle mi diyorsun, Kaçık Adam,
Benziyor musun bana biraz sahiden?
Peki, bir çiçek tohumu gibi,
binebiliyor musun sen de,
sırtına, rüzgarların?
Ve bir kılıç gibi tutabiliyor musun
kabzasından ışığın sen de?”

”Senin gibiyim, ey Gece,
senin gibi güçlü ve yüce;
ve yıkılan Tanrıların üstüne kurulu
mülküm ve tahtım benim de.
Ve günler, benim de, seninki gibi,
kaftanımın eteğinden öpmek için
peş peşe geçiyorlar önümden.
Ve asla başlarını kaldırıp
bakamıyorlar yüzüme.”

”Bana mı benziyorsun gerçekten,
sen ey Kaçık Adam,
en karanlık yanımın çocuğu, sen ey?
Benim evcilleşmemiş,
eğilip bükülmek düşüncelerime mi
benziyor senin de düşüncelerin?
ve benim engin dilimle mi
anlatıyorsun sen de
içinden geçenleri?”

”Evet, ey Gece, evet ey Gece,
ikiz kardeşler gibiyiz biz;
iyi bak gözlerime, iyi bak
ve iyi kulak ver sözlerime:
sen uzaklıkları, dipleri, kuytuları
terennüm ediyorsun,
ben de tıpatıp onlara benzeyen,
tıpatıp onlar gibi uzak,
derin, kuytu
kendi ruhumu.”

Halil Cibran

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Gece ve Kaçık Adam | Halil Cibran | YURTSEVER

Yorum Yapın