İktidar Nerededir

İktidar: İnsanların aklına ilk gelen şey ordudur, polistir, adalettir. Cinsellikten söz edersek, eskiden zina, ensest cezalandırılıyordu; şimdi, homoseksüeller, tecavüzcüler cezalandırılıyor. Oysa, iktidar bu şekilde algılandığında yalnızca devlet aygıtları içine yerleştirilmiş olur sanıyorum, oysa ki, iktidar ilişkileri çok başka şeylerde vardır -her şeye rağmen bilinir bu, ama her zaman sonuçlar çıkarılmaz-, başka şeylerden geçer. İktidar ilişkileri bir kadınla bir erkek arasında, bilenle bilmeyen arasında, ana babayla çocuklar arasında, ailede vardır. Toplumda binlerce, binlerce iktidar ilişkisi ve sonuç olarak güç ilişkileri, dolayısıyla küçük çatışmalar; bir anlamda mikro-mücadeleler vardır: Bu küçük iktidar ilişkilerinin genellikle büyük devlet iktidarları tarafından ya da büyük sınıf tahakkümleri tarafından yukarıdan yönetildikleri, teşvik edildikleri doğru olsa da, ters yönde, bir sınıf tahakkümünün ya da bir devlet yapısının ancak tabanda bu küçük iktidar ilişkileri varsa iyi işleyebileceğini söylemek gerekir. Her bireyin etrafında, onu ebeveynlerine, işverenine, öğretmenine -bilene, kafasına falanca fikri sokana- bağlayan tüm iktidar ilişkileri demeti yoksa, devlet iktidarı olabilir mi, örneğin devlet iktidarı askerlik görevini dayatabilir mi?

Genel, soyut ve hatta şiddet içeren haliyle devlet yapısı, içimizden her birini kuşatan yerel ve bireysel tüm küçük taktikleri bir tür büyük strateji olarak kullanamazsa, burada kök salamaz ise, tüm bireyleri sürekli olarak ve tatlılıkla, bu şekilde tutmayı başaramazdı. İşte! Benim ortaya çıkarmak istediğim şey, az da olsa bu iktidar ilişkileri zeminidir. İşte, devlet üzerine söylediklerinizin cevabı. Ayrıca, bu iktidar ilişkilerinin, dönemlere ve düzeylere bağlı olarak, birbirlerinden çok çok farklı yöntemler ve teknikler kullandıklarını ortaya çıkarmak istiyorum. Örneğin polisin elbette kendi yöntemleri vardır -bunları biliyoruz-, ama aynı zamanda babanın iktidarının çocukları üzerinde işlediği yöntemlerin tümü, tüm bir prosedürler dizisi de vardır, aile içinde ebeveynlerin çocuklar üzerinde, çocukların da ebeveynleri üzerinde, erkeğin kadın üzerinde, kadının da erkek üzerinde, çocuklar üzerinde iktidar ilişkileri kurduğu bir dizi prosedür görürsünüz. Tüm bunların kendi yöntemleri, kendi teknolojileri vardır. Sonuç olarak, bu iktidar ilişkilerini, “ya bunu yaparsın ya da seni öldürürüm!” şeklinde bir tür kaba tahakküm olarak görmemek gerektiğini de söylemek gerekir. Bunlar iktidarın aşırı durumlarıdır yalnızca. Aslında, iktidar ilişkileri güç ilişkileridir, her zaman tersine dönebilen çatışmalardır. Tamamen muzaffer olan, dolayısıyla tahakkümü sınırlandırılamayan iktidar ilişkileri yoktur. Benim, iktidarı her yere yerleştirerek, her türlü direniş imkânını dışladığım çok sık söylendi: eleştirmenler beni bununla suçladılar. Tam tersine!

Ben şunu söylüyorum: İktidar ilişkileri kaçınılmaz olarak direnişe yol açar, her an direniş çağrı yapar, direnişe imkân tanır ve direniş imkânı olduğu için, gerçek direniş olduğu için, tahakküm uygulayanın iktidarı çok daha fazla güçle, direniş ne kadar büyükse o kadar daha fazla kurnazlıkla tutunmaya çalışır. Öyle ki, benim ortaya çıkarmaya çalıştığım şey, tektipleştirici bir aygıtın donuk ve istikrarlı tahakkümünden çok, sürekli ve çokbiçimli mücadeledir. Her yerde mücadele halindeyiz -ana babasını kızdırmak için yemek masasında parmağını burnuna sokan çocuğun isyanı her an vardır, bu da bir isyandır denebilir ve her an, isyandan tahakküme, tahakkümden isyana gidilir ve benim ortaya çıkarmak istediğim şey bu sürekliliğin tümüdür.

Michel Foucault, İktidarın Gözü

Yorum Yapın