İnanç Özgürlüğü

İnanç Özgürlüğü, kulağa sempatik bir ifade olarak geliyor. Ama bu iki mefhumu önce ayrı ayrı değerlendirmeye tuttuğumuzda birbirinden çok farklı mefhumlar olduğunu görebiliyoruz. En basitinden, özgürlük, kişinin özünün öz/gür olduğunu varsayarken dini inançlar insanı kul düzeyinde ele alıp özünü de tanrıya bağlar. Dini inançlar bireyin özgürlüğünü ahlak ve kanunlarla yokederken, -tıpkı devletler gibi- özgürlükten bahsedemeyiz. Hatta bu özgürlük ve inanç mefhumlarının tanımları bile daima tartışmalıdır. İnanç özgürlüğünü, “bizim dinimizden olmayanı günü geldiğinde cihat adı altında kellerini koparma özgürlüğü” veya “Çocukları aileleri aracılığıyla laik eğitimden koparma, saçını vs örtme özgürlüğü” olarak ifade ettiğimizde durum değişmiş olur ya da “kutsalım olan ineklerin özgürlüğü” olarak ifade ettiğimde. Tüm tahakküm ilişkileri için de geçerlidir bu: okulda, askeriyede, fabrikalarda bireylerin üzerindeki tahakkümü özgürlük olarak nitelendirebilir miyiz?

Özgürlük dediğimizde ona sabit değişmez tanımlar getirebilir miyiz, bu özgürlüğün doğasına aykırı mıdır? Veya inançlı bir insan tutsak, inançsız olan özgürdür gibi kesin ifadeler kullanabilir miyiz?

Bizler sürekli güncellenen konuları bir hükümet toplantısında yasa oylaması yaparmışçasına tartıştığımız için sözgelimi inanç özgürlüğü için bir taraf olumlu, diğer taraf olumsuz oy kullanarak anında bir ikilik oluşturur ve işin özünü gözden kaçırırız. Meseleyi bir önermenin yasal olup olmaması üzerinden ele aldığımızda konuyu yeterince tartışmamış oluruz ve sonuçta gücü bünyesinde biriktiren ve çoğunluğu elinde bulunduran taraf zafer kazanır. Fakat inanç nedir, ne işimize yarar, hangi inançları esas alacağız ve esası neye göre belirleyeceğiz, özgür kılınan bir inancın sınırları ne olacaktır, ve bugün getirilen sınır ne zamana kadardır, özgürlük nedir, ne işimize yarar gibi soruları bile toplumca tartışmamışızdır henüz.

Özetle söylemek istediğim benim burada doğru sorular üretip üretmediğim değil; herhangi bir konuda taraf olmaktan önce sorulması gereken sorular ve tartışılması gereken yanıtların olduğudur. Doğru sorular ve tartışma kültürü yasalardan çok daha önemlidir diye düşünüyorum. Çünkü bu yapılamadığında toplumsal güç bir devlet aygıtına devredilmekte, kölelik daha da derinleşmektedir.

Baran Sarkisyan

Yorum Bırakınız