Karılar, Kırolar ve İtler

Günlük yaşamımızda dilimize pelesenk olmuş kimi deyim ve sözcükler vardır. Her biri kendi alanında türcü, cinsiyetçi ve ırkçıdır.

Örneğin, ”it oğlu it” deriz, ”karı” diye, ”kıro” diye, ”top” diye hitaplarda bulunuruz. Bunlar dilimizde sürekli yinelediğimiz deyimler ve sözcüklerden yalnızca birkaçıdır.

Hayvanların insanlara hiçbir şekilde zararı olmamasına rağmen sürekli alakasız bir şekilde onları insanlar üzerinden aşağılarız. Bu aslında türcü kişiliğimizin ufak bir dışavurumudur. Kendimizi üstün tür zannediriz, kendi belirlediğimiz kıstaslar çerçevesinde. Hayvanlar birbirlerini kimyasal silahlarla öldürmeseler de, birbirlerini aşağılamasalar da, aralarında yapay bir hiyararşi oluşturmasalar da bu böyledir. Hayvanlar bu anlayışa göre ”aşağılık” yaratıklar olduğuna göre onları dövebilir, aç bırakabilir, kuyruklarına teneke bağlayabilir, yiyebilir, hatta tecavüz edebiliriz. Ki bunlar hayvanlara karşı yaptığımız günlük rutin eylemlerimizdir.

”Karı” deriz. Nazik olanlarımız da genelde tuvaletlerde yazılı bulunan ”bayan” sözcüğünü tercih eder. Karı veya bayan, erkek litarütüründe kapı mandalı gibi birşeydir. Dinimiz, kanunlarımız, ahlakımız da bunu doğrular niteliktedir. Dolayısıyla bu ”cazgır karılar”ı dövebilir, hizmetçi olarak kullanabilir, hakaret edebilir, tecavüz edebiliriz. Ki bunlar kadınlara karşı yaptığımız günlük rutin eylemlerdir. Fakat yine de erkek litarütüründe ”adamlık” denilen bir makam mevcuttur. Buna göre adam dediğin karısını döver de söver de sever de. Ama diğer adamlık makamınca karısını dövene ”adam” denmez. Çünkü kadın, doğuştan zayıf yaradılışlıdır. Her iki adamlık makamınca da ister kadını dövmeyi, sövmeyi, sevmeyi hak görsün, isterse görmesin; kadın dış kapının dış mandalıdır.

”Top” deriz. Eğer karşımızdaki erkek, ”karı gibi” giyiniyorsa, makyaj yapıyorsa veya erkeklere ilgi duyuyorsa. Karşımızdaki kişinin illa eşcinsel olması gerekmez. Yeter ki ”erkekliğin kitabı”na göre hareket etmiyor olsun. Gerçek şu ki, bu ”adamlar” kendi cinsiyetine, kadın cinsiyetine yabancı olduğu gibi eşcinsellere de yabancıdır. Eşcinselleri de tıpkı kendileri gibi sadece cinsellik düşünen kişiler olarak düşünürler. Mesela onlara göre eşcinseller yemek yemezler, su içmezler, çalışmazlar, aşık olmazlar, film seyretmezler ya da her sözleri, her eylemleri cinselliği amaçlar; varsa yoksa hep bir cinsel ilişki içerisindedir. Cinsellik ise toplumda bir tabudur, ayıptır. Tabudur tabu olmasına ama bu toplum içinde kadınlara, çocuklara, hayvanlara, hatta eşcinsellere hep bu ”adamlar” tecavüz eder. Dolayısıyla ”top” diye alay edilen eşcinsellere de şiddet uygulamak, hakaret etmek, linç etmek, öldürmek günlük rutin işlerdir.

Anadili yasaklanmış bir Kürdün Kürdçe bir üslupla Türkçe konuşanını görürsek, bir de kara kaşı kara gözü varsa ”Kıro” deriz. Kıro, Kürdçede genelde sevilen bir kişiye hitap şekli olarak ”oğlum, canım” anlamında olsa da Türk egemen lütaratüründe ”saygısız, kaba Kürd” anlamında kullanılır. Irkçılığın bir tür dile yansımasıdır. ”Dağdan gelip bağdakini kovanlar”dır. Anlayış bu olunca kırolara, yani Kürdlere hakaret etmek, linç etmek, ulusal haklarını tanımamak, evlerini başlarına yıkmak, öldürmek hak olarak görülür. Zaten yıllar yılı Kürde yapılan günlü rutin eylemlerdir bunlar. Kırolar, yani Kürdler; egemen anlayışta tıpkı kadınlar hayvanlar, eşcinseller gibi ikinci sınıftır.

Dilimiz toplumsal eşitsizliklerin ürünüdür. Eğer bu toplumsal eşitsizliğe karşı isek; bu eşitsizliği sürekli besleyip üreten sözcük ve deyimlerden vazgeçmemiz gerekiyor. Eğer sınıfların, sınırların, ulusların, baskı kurumlarının olmadığı bir dünya ideali taşıyorsak.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Karılar, Kırolar ve İtler | YURTSEVER

Yorum Bırakınız