Kitle ve İktidar

Devletin gözünde halk, bir dışkıdan ibarettir. Kendi iktidar arzusunu ve sürekli olarak devinimini gerçekleştirmek için insanları yiyecek olarak görmektedir. Türkiye’deki iktidar erkleri de aynı düşünceye sahiptir.

Çeşitli manipülasyon araçları ile sembollerini kutsallaştıran ve ilahi bir görünüm sergilemek için bu sembolleri sihirli sözcüklere döken iktidar, fanatizm halkası içinde kendini sabitlemektedir. Kendine milyonlarca etten duvar ören iktidar, oy pusulası kadar değeri olmayan bu insanlara, onlar olmazsa devletin dağılacağı hissini yaşatarak ve onlara önemli biriymiş misyonunu yükleyerek birçok vaat vermektedir. Her şey insanların, çok önemli bir iş yapıyormuş gibi bir algı yaratılmasından başlamaktadır.

“Demokrasi Devrimi” adı altında başlayan bu yalan atmosferi, tüm halkayı sarmaktadır. Oysa oylar kullanılıp iktidarın halkla işi bitmesinden sonra demokrasi devrimi rafa kalkar ve “Koyun Devrimi” ilan edilir. Verilen vaatler artık tutulmayacak ve iktidarın sofrasında ziyafetler başlayacaktır. İktidarın ikiyüzlülüğünü anlayanlar ise onun etrafını saran etten halkadan ayrılmak ve ona karşı direnmek isteyecektir. Buna karşılık artık çoban olan rejim güçleri, aynı manipülasyon çabalarıyla, bu insanları hain, bölücü, terörist ilan edecektir. Ülke bütünlülüğünü sağladığı ve halkanın haklarını koruduğu iddiasıyla, polisini, askerini, kendi ideolojisine itaat etmeyenler üzerinde kullanacaktır. Bunu yaparken de medyayla birlikte kullanacağı algı teknikleri, halkadan henüz kopmayan biatkar sürüleri elinde tutmasına yardımcı olacaktır.

İktidar, kendi ziyafetini ve şölenlerini daha ihtişamlı kılmak için asgari ücretli modern köleler yaratmıştır. Emek ile ücret dengesinin hiçbir dönemde sağlanmadığı ülkede fabrikalaşan ve aza kanaat getiren insan toplulukları sayesinde artık biattan daha da öte şükretme ritüelleri ortaya çıkmıştır. ‘’ Şükredin! Allah size karnınızın doyması için yemek, yaşamanız için bir ülke nasip etti.’’ diyerek halkın dini olgularla açlıklarını bastırmalarını ve ziyafet masasında yer edinme arzusunu düşüncelerinden atmalarını sağlamıştır.

Direnenlerin bir gün o ziyafet masalarını dağıtabileceği korkusu ve iktidarın tabandaki halk gibi yoksul olma kaygısı, daha çok sefalete ve savaşa neden olmaktadır ancak; çoban sürüyü bir arada tutmaya çalışırken kendi yaşamını da böyle idame ettirebilmektedir. Koyunların etinden ve sütünden elinden geldiğince yararlanmaktadır. Geriye iştah ile yediklerinden, etrafı sineklerle doluşmuş, halinden memnun dışkı yığınları kalmıştır.

Uğur Tengiz

Yorum Yapın