Koca Yaşlı Şişko Dünya*

Kapitalizm işte tam da böyle bir şeydir.
Kapitalist devlet, halkı maden şirketinin açgözlülüğünden korumaz.
Maden şirketini halkın sağduyusundan korur.
Ufacık bir direnişte gözünü kırpmadan tankını, tüfeğini halka doğrultur.
Tıpkı zamanında şehrin ortasındaki küçücük bir parkı AVM’ye kurban gitmesin diye savunan silahsız, barışçıl gençlere yaptığı ve neredeyse şehrin ortasında tek taraflı bir iç savaş çıkarttığı gibi…
Sonra da onları terörist ilan eder.
Gerçek terörle baş etmeye çalışırken girdiği zaafların; yaptığı yanlışların; hatalı planların; bu planların felakete varan sonuçlarının hesabını vermez.
Bir avuç toprağını büyük şirketlerin saldırısından korumak isteyen halktan küstahça hesap sorar.
Oy verdiğimiz ve desteklediğimiz ve sempati duyduğumuz tüm ama tüm iktidarlar aynıdır.
Çünkü iktidara oynamanın ve iktidara gelmenin tek şartı vardır:
Şu koca yaşlı şişko dünyayı kirli nefesiyle döndüren kapitalist kurumların varlık güvencelerini istisnasız her türlü tehlikeye karşı korumayı vaat etmek.
Alternatif bir ekonomik sistem önerenler ve madenlerden, enerji kaynaklarından yararlanırken dev yatırımları olan şirketleri değil küçücük hayatları olan insanları gözetenler…
Ağızlarıyla kuş tutsalar dahi dünyanın hiçbir yerinde gönül rahatlığıyla iktidara gelemezler.
Bunu kazara becerenleri önce geri zekâlı halkları, sonra da diğer art niyetli kapitalist devletler hızla alaşağı ederler.
Duvarlar yıkıldığında ve komünizm çöktüğünde zil takıp sevinen şu koca yaşlı şişko dünya…
Sıradan insanları iştahla yiyerek ve dışkısıyla zenginleri besleyerek semirir.
Dünya şişkolaştıkça üzerinde yaşayan sıradan insanların tüm güçleri zayıflar.
Yollar, otomobiller, uçaklar, akıllı telefonlar, büyülü ekranlar…
Alınması elzem sanılan irili ufaklı ev eşyaları, gidilmesi zorunlu sanılan beş para etmez pahalı okullar ve buzdolaplarını dolduran kanser garantili onca hormonlu yiyecek…
Tüm bunların sadık bir tüketicisi olmak için dünyaya geldiğine inandırılan insan, kırk yılda bir mucize olup da derin ve pembe uykusundan uyandığında karşısında devletin topunu tüfeğini bulur.
Şu koca yaşlı şişko dünya…
Üzerinde; komünizmin çökmesini, duvarların yıkılmasını ve herkesin artık kot pantolon giyip evrensel gazlı içecekleri iştahla içebilecek olmasını marifet sayan;
Adaletli bir hayat hayalinin sonunun, ulaşılamaz tüketimle renklendirilmiş mutlak bir yoksulluğa varmasını umursamayan;
Asla satın alamayacakları şeylerle dolu bir dünyada bir gün zengin olabilme umuduyla oyalanmayı marifet sayan insanların şuursuzca yaşadığını fark ettiğinden beri…
Gemi iyice azıya aldı.
Kısa vadeli kârlar için uzun vadeli felaketleri görmezden gelen dünya genelinde ve aynı ahlaksızlıktaki bizim ülke özelinde;
Ayaklanmalar ve itirazlar ve kalkışmalar ve savunmalar…
Evet çok ama çok kıymetliler ama yeterince işlevsel değiller.
Birini kazansak diğerinde yeniliyoruz.
Üçünü atlatsak beşincisinin altında eziliyoruz.
Çünkü üçüncü dünya savaşının hayalini kuran ve savaş sonunda toplayacağı parsaların hesabını yapan gözü dönmüş iktidarların bizi yönetmesine izin veriyoruz.
Şu gözünü para bürümüş koca yaşlı şişko dünyanın en büyük şansı üzerinde fazla evcilleşmiş insanların yaşaması…
Bu fazla evcilleşmiş insanların en büyük şanssızlığı da onları evcilleştiren vahşi kapitalizmin emek hırsızı olduğuna inatla uyanmayıp, onu hâlâ eve ekmek getiren müşfik babaları sanmaları.

* Adamlar’ın “Eski Dostum Tankla gelmiş” albümünden…

Mine Söğüt

Yorum Bırakınız