Kolaycılık Nedir?

Sistemin torna tezgahından sorunsuzca geçmiş kişi, kendisine dayatılan yaşam biçimi ne ise hayatı boyunca ona yönelir. Yaşamlar, küçük detaylar dışında etrafımızdaki insanlara endeksli şekilde süregider. Kapitalist devletlerin; aile kurumunun, okulların, medyanın, yasaların varlık nedeni bireyi baskı altına alarak sömürmektir. Kişi, hayatı boyunca toplumsal bir kitle kontrol mekanizmasının etkisinde olduğunun farkında değildir. İçinde bulunduğu koşul, kültür ne ise o da odur; devletin empoze ettiği ideoloji, din, ahlak, tüketim biçimi ne ise o da ona tabidir. Bu şekilde tek tip düşünen ve tek tip yaşayan insan modelleri yaratılır. Burjuvazinin, devletin istediği de budur.

Bireyleri, dolayısıyla toplumu bu şekilde yaşamaya iten şey nedir?

Kişiler modern toplumda yalnız kalmamak, ötekileşmemek için bu kolay seçimleri yapar. Bu ötekileşme korkusu öyle bir haldedir ki kişi neredeyse bütünüyle bireyselliğini yitirir, amaç içinde yaşadığı topluma içkin olabilmektir. Birey, kendisini toplumun kültüründen ayıran yaşam biçimini; duyguları, düşünceleri, gelenekleri benliğine işlemezse dışlanacağını düşünür. Toplum dışında kendisini varedebileceğine dair inancı ve gücü yoktur.

Örneğin bir kadın daha çok genç yaşta evlenir buna karşı çıkmaz, yıllar geçtikçe evliliğinden şikayet eder ama yine karşı çıkacak bir cesareti bulamaz kendinde çünkü iyi kötü hazır bir yaşamı vardır, toplumun baskısını, dışlanmayı karşısına alamaz.

Ya da bir başkasını düşünün, dünyanın adaletsizliğini ve zulmünü biliyordur, bilinçlidir ama yerinden kıpırdamaz, çünkü koltuğu şimdilik rahattır ama sorsan bu düzen yıkılmalıdır fakat hareket etmediğinden o da bu düzenin değirmenine su taşıyordur.

Bir emekçi de herkes gibi şikayetçidir mesela, ama bunun için bir şey yapmaya yanaşmaz. İşten çıkarılma korkusu, sonra örgütlenme, grev gibi zor işler vardır, en iyisi aza razı olmaktır, yani kolayı seçmektir.

Ama biraz daha düşünürsek kolay ile zor arasında bir çelişki vardır. Hayatlarımızı o şikayet ettiğimiz adaletsizliklerle mazoşist bir işkenceyle geçiriyoruz. Şikayet edilesi bir yaşam içinde debeleniyoruz bu kolaycılıkla…

Zor olanı seçmek sancılı süreçleri beraberinde getirir. Ötekileşme ile yaşanacak yalnızlığın getirdiği iç huzursuzluk bir çok bunalıma gebedir. Psikolojik olarak bunları göze alamayan insanın kolaya yönelmesi anlaşılabilir bir nedendir. Tabii ki psikolojik olarak güçsüz bireyleri de yine sistem yaratır. İşte bu noktada görülüyor ki sorun bireysel değil toplumsal bir haldedir.

Hepimiz aynı bataklık içinde yaşıyoruz. Zor olanı yaptığımızı sanarak kendimizi bataklıktan kurtarıyoruz ama üzerimize sinmiş kokusu, her adımımızda bu kolaycılığın ayak izlerini taşıyoruz peşimizde. Kolaycı bir toplum içinde zor olanı başarıp kabuğumuza çekilmemiz yine en güzel kolaycılık örneklerinden biri.

Ne zaman ki, tüm baskı kurumlarından kendimizi arındırıp gerçek benliğimiz için ilk cesaret adımını atarsak, o gün zorluklarla mücadele etme gücünü de kendimizi bulduğumuz gibi bulabiliriz ve yine aynı cesareti tüm toplum için göze aldığımızda ise üzerimize sinen kokulardan arınabiliriz.

Cihan Ören

Yorum Yapın