Küfretmek Kimin Kültürü?

Kadın bedenini sürekli aşağılayan, adeta tecavüzün teorisi olan küfür çocuğundan yaşlısına, erkeğinden kadınına kültürleşmiş durumda. Maalesef sosyalist, ilerici, demokrat etiketi ile öne çıkanlar da bu kültürün etkisinden kurtulamamış görünüyor. Her gün kadınların tecavüz edilip katledildiği bir ülkede küfürü ağızdan düşürmemek ya cehaletin bir ürünüdür ya da utanmazlıktan başka birşey değildir.

Küfür elbette bilgin geçinen birçok insanın dilinde de bir çiçeğe dönüşmüyordur. Küfürbaz bilgin, çocukluktan edindiği alışkanlıktan vazgeçmeyi egosunu zedeleyeceğini düşünmekte veya erkek egemen kültürden vazgeçmemekte direnmektedir. Muhtemeldir ki küfürü de ifade ettiği kelimenin anlamı dışında kullandığını iddia etmektedir. Tıpkı herhangi bir insanın iddiası gibi: ”Ben amına koyayım derken aslında farklı birşey söylüyorum” Öyleyse sormalıyız: Sen elmayı ifade etmek için elmaya sandalye mi diyorsun?

Küfür daha çok ”öfkenin dışa vurumu” olarak meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Ama her nedense fabrikanın müdürüne öfkelenmenin bedelini bile yine sözelde kadının bedeni ödemektedir.

Her gün defalarca işittiğimiz küfür, istemsiz olsa dahi tecavüzü meşrulaştırmaya hizmet etmektedir.

Küfür konusunda temel sorumuz, küfürler neden sürekli kadın bedeni üzerinde debelenmektedir olmalıdır. Evet, neden sürekli kadın bedeni?

Dil, kültürün dolaysız aktarımı olduğuna göre küfür neyin kültürüdür? Şüphesiz ki, ataerkinin dile şiddetli yansımasıdır. Öyle ki, kadın haklarını savunurken de, kadına şiddete karşı çıkarken de bu çok ”duyarlı” kişiler duruma tepkisini küfürlerle göstermekte; sikmeler, koymalar havada uçuşmaktadır. Öyleki bir tecavüzcü lanetlenecekse, tecavüzcüye ”orospu çocuğu” veya ”tecavüzcünün anasını sikeyim” gibi küfürlerle tecavüz yine meşrulaştırılmaktadır. Yani tecavüzcüden herhangi bir farkı kalmamaktadır.

Kadın cinayetlerine, tecavüzlerine karşı çıkmayı, salt ”ben karşıyım”, ”lanetliyorum” demekle karşı bir kişilik oluşturulamayacağını bilmemiz gerekiyor. Hele ki küfretmekle bu işin hiç olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Ataerkiye karşı olmak kişilikte ve sistemde tepeden tırnağa bir yıkım ve yapım işidir. Bu şu demektir: Doğduğumuz andan itibaren karakterimiz ve dolayısıyla düşüncelerimiz, davranışlarımız, eylemlerimiz, kültürümüz düzenin kurumları aracılığı ile şekillendiriliyor. Yaşadığımız düzen burjuva egemen bir düzen olduğu gibi erkek egememen bir düzendir aynı zamanda. Her düzen kendine uygun kişilikler yaratmakla mükelleftir. Dolayısıyla yaşadığımız düzen, erkekleri kadın karşısında egemen, kadını da erkeğe köle olarak yetiştirmektedir. Eğer ki, erkek egemen düzene karşı isek bu karşıtlığı önce kendimize gösterek başlayabiliriz. Düzenin kirinden, onun dilinden arınmalıyız.

Küfür faşistin, tecavüzcünün dilidir. Bizim dilimiz olmamalıdır.

Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan ataerkinin kişiliğimize olan etkilerini bir anda üstümüzden atamayacağımızı biliyoruz. Fakat küfürden vazgeçerek bu işe bir başlangıç yapabiliriz…

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Küfretmek Kimin Kültürü? | YURTSEVER

Yorum Bırakınız