Küfür ve Tecavüz

Küfür, tecavüzün teorisidir.

Çocuk yalnız başına sokağa çıkmaya başladığında karşılaştığı ilk laflardan biri, küfürdür. Küfür, çoğunlukla kadın bedenini aşağılar. Sözlü olarak kadın bedeninin tecavüzüdür. Bu durum, okulda da devam edecek, çocuğun beyni kadınlara tecavüz etmekle dolup taşacaktır.

Küfür, çocuğun beyninde şu algıyı yaratır: Penis üstün, vajina ve kalça aşağıdır. Ve o penis, o vajinaya tecavüz edecektir.

Ergenlikle birlikte porno filmlere de merak salacak, izleyecektir. Filmlerde de küfrün görselliğini görecektir. Porno filmlerde doğal olarak her daim kadın köle, erkek efendi rolündedir.

Tecavüz kültürüyle beyni epeyce harlanan ”ergen” çocuk, babasının veya arkadaşlarının desteğiyle ”milli” olmaya, yani geneleve gidecektir. Kadının ayrı bir aşağılanma alanı olan genelevde, erkek, parasıyla bir süreliğine satın aldığı bedene boşalana dek hırpalayacaktır.

Sonra mı? Sonrası malum…

Her gün sokakta veya haberlerde şahit olduğumuz tecavüz olayları. Çünkü bir kez erkeğin kafasına kadın edilgen cinsel bir nesne olarak yerleşmiştir.

Bebek anasının memesini emerken o anlarda aklından üstün cins olduğunu, anasının cinsinden olanları tecavüz etmeyi geçirmiyordu. Ama ataerkil düzen çocuğu aile içerisinden başlayarak hayatın her alanında eğitimden geçirdi, ondan bir tecavüzcü veya kadını ‘mal’, ‘cinsel obje’ gören bir sapık yaptı.

Sokaklar, küfürlerle tecavüzün teorisini yapan erkeklerle doludur. En ufak bir fırsat eline geçtiğinde bu teoriyi pratikte uygulamaktan çekinmeyeceklerdir.

Din, bu tecavüzlerin sorumlusunu kadınlarda buluyor. Bu anlayışa göre, erkeği tahrik eden kadındır. Bunun için kadının örtünmesi emredilmiştir. Eğer kadın örtünmüyorsa, tecavüze uğramak istiyordur. Hatta, AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci, bunu şu sözlerle açıklamıştı: “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır.” İslamın veya diğer dini oluşumların kadına bakış açısı budur. Keza kürtajın yasaklanmasıyla birlikte, kadın, bir erkek tarafından tecavüze uğradığında çocuğu doğurmak zorundadır. Yani devlet, tecavüz sonucu doğacak çocuğun babası olacak. Burada tecavüzü meşrulaştıran ‘’baba’’, devlet oluyor.

Cinsellik yaşamın olmazsa olmazıdır. Yalnızca üreme amacıyla değil, haz için de bir ihtiyaçtır. İki sevgilinin cinsel birlikteliğinde kötülenecek hiç bir şey yoktur. Yeter ki cinsellikleri karşılıklı arzuya, sevgiye dayansın. Fakat cinsellik öyle yozlaştırıldı ki, tecavüze dönüştü ya da tatminsiz ilişkilere. Cinsel özgürlüğün olmayışı, bastırılmış duygular, ataerkilliğin kadını aşağı, erkeği üstün görmesi, cinsel eğitimin yoksunluğu, bu eğitimin porno filmlere bırakılması, kadının cinsel gücünün metalaştırılması ve her gün edilen küfürlerle tecavüzün doğallaştırılması. Durum vahimdir. Sevişme, ‘sikişme’ olarak telaffuz edilir olmuştur.

Tecavüz gerçekliği ne ‘namus’a indirgenebilir ne de bireysel bir soruna. Tecavüz, toplumsal bir sorun olan kadın sorununun şiddetli yansımalarından yalnızca biridir.

Tecavüzlere gelişen tepkiler doğru yönlendirilmediği sürece, taciz ve tecavüzlere şahit olmaya devam edeceğiz. Bir tecavüzcüye yalnızca ağır hapis cezaları vermek, sorunu kökünden çözmüyor maalesef.

Sorunun nihai çözümü ataerkil düzenin yıkılmasıyla mümkün olacaktır.

Baran Sarkisyan

Tartışma2 yorum

  1. Yazılarınızı itinayla takip ediyor ve çok beğeniyorum . Fakat bu yazinizda biraz indirdiğimi size belirtmek isterim çünkü Islam ve diğer dini inanışları küçük düşürücü bir tavır sergilediniz halbuki bu dinlerin yaklaştırılması sonucu ortaya çıkan bir durum yani bunu islami veya diğer dinleri kötüleyerek yapmamalıyız . Örneğin sosyalizmi kötü yaşayan bir topluluk gördüğümüzde bunlar yanlış anlamış bunlar işlerine geleni yapıyor deriz gerçek sosyalizmin bu olmadığını söyleriz . Bence bu dinler içind e böyle çünkü yanlış yaşayış ve işine geldiğini anlayan bir sosyal topluluk yozlastiriyor ve her geçen gün bu yozlaştırıcılar artıyor . Demek istediğim islamiyete inanip insan haklarına saygılı ve değerlere saygı duyan ve giyinislerle değilde insanın vicdan yapısıyla ilgilenen insanlar var . Eger ki haddimi aşmışsam affola ama söylemek istedim teşekkürler..

    • Baran Sarkisyan

      Merhaba Ömer, benim için din kurumu ile veya aile, okul gibi kurumu arasında ayrım tanımıyorum, hatta dinler arasında da. Çok açık olduğu gibi benim bir kutsalım yok, dolayısıyla kendim de dahil herşeyi tarihsel bağlamından koparmadan eleştirebilirim. Eleştirilerimin yahut kendimce çözümlemelerimin kesinkes doğru olduğunu da savunmuyorum. Din konusuna gelirsek, dinlerin kadın cinsine bakış açısı maalesef nettir, dinlerde kadın ikinci cins sayılır, kadın tek başına bir cinsiyet olarak değer taşımaz, ancak babası veya kocası tarafından değerlendirilir. Bu cinsiyet ayrımı peygamberler döneminde elbette daha açıktı, fakat günümüz dünyasında köleci ve feodal kalıntılar göreceli olsa da ayıklandığından dinlerin kadına bakış açısı hor görülebilir. Örneğin Muhammed döneminde bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi gayet normal görülen bir durumdu, fakat günümüzde bu çoğu kişi tarafından hor görülebilir doğal olarak. Bu sorunun sebebi, her dinin çağa uyarlanmaya çalışması ile dinlerin değişmez, uyarlanamaz yasası arasındaki çelişkiden doğmaktadır. Ben dinler ve karılar adında (http://www.korkoro.net/dinler-ve-karilar/)bir yazı daha yazmıştım. Onu da okuyabilirsin. Takibin ve eleştirilerin için teşekkürler.

Yorum Yapın