Müslüman Ülkelerdeki ‘Çocuk Gelin’ Geleneği

Oğlancılığın müslümanlıkta, şeriatta yasak olduğunu söyleyenler ve Pakistan ve Afganistan’daki Paştunlardaki “baçce bazi” geleneğini dine dayanarak yasaklayan ya da eleştirenler, aynı şeyi din referanslı olarak çocuk gelinler konusunda yapamıyorlar, zira islam hukuku (şeriat) ergenlik çağına girmemiş kız çocuklarıyla evlenmeye izin veriyor, yani şeriat kızları adet gördüğü anda reşit sayıyor. Ne yazık ki din bilginleri bu konuda hemfikir.

Müslümanların Allah’ı şöyle diyor :
« Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, henüz hiç âdet görmemiş olanlar hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde kolaylık verir.»

Bu ayette de görüldüğü gibi Allah, henüz yetişkin olmayan, ergenliğe bile varmamış, yaşları küçük olduğu için hiç adet görmeyenlerle ilgili olarak üç aylık bekleme süresi öngörüyor. Bu ifade, âdet görmemiş kız çocuklarının da evlendirilebileceğini göstermektedir. (Bazı yorumcular burada sözü edilen üç aylık bekleme süresinin, adet gören kızlarla/kadınlarla ilgili olduğunu, henüz yetişkin olmayan, ergenliğe bile varmamış, yaşları küçük olduğu için adet görmeyenlerle ilgili bekleme süresinin ise ilk adet görme dönemine kadar uzayabileceğini söylüyor.) Fakat nihayetinde, açık bir şekilde Allah bu yaşlardaki evliliği onaylıyor, geçerli sayıyor.

« Peygamberin 50 yaşındayken evlendiği ilk çocuk gelin Ayşe, “Muhammed’le altı yaşındayken evlendiğini ve dokuz yaşındayken zifaf olduğunu ve onunla dokuz yıl evli kaldığını” söylüyor. Aktaran al-Buhâri [4840]. » (Diğer çocuk gelin, 58 yaşındayken evlendiği 15 yaşındaki Cüveyriye. 59 yaşındayken evlendiği Safiyye de 17 yaşında bir ergen).

Yani evlenmiş olmak “zifaf olmak”, cinsel ilişkiye girme izni anlamına gelmiyor. Cinsel ilişkinin adet görmeden önce olmaması tavsiye ediliyor, çünkü çocuk gelin ilişkiye hazır, muktedir sayılmıyor. Fakat kadın tüketilecek bir hayvan, bir et gibi görüldüğü için, adet gören her kadın cinsel ilişki için“olgun” sayılıyor, fiziksel gelişimini tamamlaması bile gerekmiyor. Bir evliliğin sağlamlığı için gerekli ve temel sayılabilecek, kadının zihinsel olgunlaşması, tarafların birbirlerini seçmesi, evlenecek kişiler arasındaki yaş ve eğitim farkı gibi ölçüler dikkate alınmıyor. Erkek, koyun sürüsünün içinden en taze kuzuyu seçer gibi bir kızı seçiyor ve alıyor. Kadının seçme veya reddetme şansı yok. Evlenmek için tek kıstas “cinsel ilişkiye girilebilecek olgunlukta olmak” olunca ve bu da “adet görmeye” indirgenince çocuk kadının seçme şansı kalmıyor, babasının onayıyla evlendiriliyor.** İşte bu nedenle “zifaf” için Muhammed 6 yaşındayken seçtiği süt kuzusu Ayşe için 9 (dokuz) yaşına kadar bekliyor.

Tabii gerçek hayatta, adet görmek, evlenmek, çocukluktan çıkmak anlamına gelmiyor. « Sahih-iMuslim 5891’e göre, yaşı küçük olan Aişe kukla bebeklerle oynamayı sevmekteydi, ancak kendisiyle oynamaya gelen yaşıtları, Rasulullah’tan utandıkları için evden kaçarlardı. » Yine çocukça bir merakla, « Muslim 2127’ye göre Aişe,Muhammed’e nasıl vahiy geldiğini merak ettiği için bir seferinde onu gece vakti gizlice takip etmiş, sonra eve dönüp yatağa girmiş idi. Muhammed bunu öğrenince çok öfkelenerek onu göğsünden yumrukladı. Bundan, peygamberin, kendisinden 44 yaş küçük olan eşini en az bir kez dövdüğünü öğreniyoruz. » (Aktaran Nişanyan, Sevan Nişanyan’dan İslami Bilgiler: Nisa Faslı, 15 Kasım 2012)

Burada belirtilmesi gereken bir başka insani dram da 18 – 20 yaşlarında dul kalan bu çocuk gelinlerin peygamber eşi olmaları nedeniyle bir daha evlenememeleri ve bu anlamda yalnız yaşamaya mahkum edilmeleridir. Bir islami kaynak bunu şöyle ifade ediyor : “18 yaşında dul kalan Hz. Âişe. Peygamber hanımlarının başkalarıyla evlenmelerini yasaklayan Kur’an hük­müne uyarak bir daha evlenmedi.”

Evlenemiyorlar, çünkü kadınlar bir mülk olarak görülüyorlar, kendi başlarına bir varlıkları yok. Müslümanların Allah’ı, “Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi girin. (2.223)” diyor. Erkeklere kadınları tarla gibi görmeyi ve istedikleri zaman onlara girmeyi öğütleyen bu sözler onları kadınları cinsel obje olarak görmeye teşviktir, kadınları alınan, satılan, hediye edilen bir mal, bir obje olarak görmenin bir başka türüdür. ***

Bu sözleri insanlara “tebliğ” eden Muhammed’in kadınlarıya hizmetçi ya da alınır satılır mal, cinsel bir obje olarak görmesinde yadırganacak bir durum yoktur. Zira köleleriyle, cariyeleriyle istediği gibi yatıp kalkmak o dönemin kültüründe vardır ve peygamber Muhammed’in de « hıristiyan olan 12. eşi Mariya el-Kıbtî ve kızkardeşi Şirin veya Sîrin Hudeybiye Barışından sonra Mısır valisi tarafından Muhammed’e hediye olarak gönderilmişti. Taberi Muhammed’in Maryam ile nikâh kıymadığını, ancak “kendi malı (cariyesi) olduğu için onunla cinsel münasebette bulunduğunu” bildirir. » (Tarih sf.131) (Aktaran S. Nişanyan, Sevan Nişanyan’dan İslami Bilgiler: Nisa Faslı, 15 Kasım 2012)

Ayrıca bu genç kızların bazılarının (Cüveyriye ve Ümmü Habibe gibi) savaşta veya baskınlarda ana babaları, kocaları öldürülerek esir alınıp hareme dahil edildiğini de unutmamak gerekiyor. Bu durumda insan, ana-babasının ve/veya kocasının ölümünden sorumlu tuttuğu kişileri nasıl sever, onu nasıl eş olarak kabul eder, bunu bugün “anlamak” zordur. Ama bu gelenek bugün de, düşman saydığı ailelerin, aşiret üyelerinin veya Hıristiyan veya da sapkın saydığı Alevi ailelerin kızlarını kaçırıp kendine eş alan veya ve “kızı ve kızın ailesini evlenmeye razı etmek için kızı kaçırıp tecavüzetmek” şeklinde ortaya çıkan bazı “geri bölge”topluluklarının üyelerinin davranışlarını açıklamaya yardımcı olabilir.

Sonuç yerine…

Bugün, yasalar ülkelere göre değişmekle birlikte, Avrupa’da 15-16 altındaki gençlerle karşılıklı rızaya bile dayansa her türlü cinsel ilişki rüştüne ermemiş birini cinsel suiistimal alanına giriyor ve yasalarla cezalandırılıyor. Rüştüne ermemiş gençle olan yakınlık bir otorite ilişkisini kapsıyorsa (öğretmen, ebeveyn, veli vb.) bu yaş sınırı 18’e çıkıyor.

Bu yazının konusunun eşcinsellik olmamasına rağmen burada yine bir noktaya dikkat çekmemiz gerekiyor. Bugün eşcinsellik deyince, ikihemcins arasındaki rızaya dayalı ilişkiyi anlıyoruz. Oysa yukarıda sözü edilen oğlancılıkla ilgili bölümlerde sözü edilen ilişkilerde rızadan söz etmek mümkün değil, zira ilişkiye maruz kalanlar yetişkin olmayan kişiler. Dolayısıyla oğlancılıkta Hıristiyan ailelerin ellerinden zorla alınan çocuklarının, genç esir ve kölelerin ya da yoksul ailelerin oğlan çocuklarının suiistimali, hatta tecavüzü sözkonusu.

Yine yukarıda sözü edilen Selçuklu ve Osmanlı’daki biseksüellik olarak tarif edilebilecek ilişkilerinerkek tarafı yetişkin olmayan oğlan çocuklarına yönelik. Halen Afganistan’dakidurum da bu. Bu nedenle bu durumu homoseksüellik veya biseksüellik olarakgörmek mümkün değil, çünkü yetişkin erkek çoğu zaman bir kadınla evli ve aynı zamanda yetişkin olmayanbir erkek çocukla ilişkiye giriyor, yani iki ya da üç yetişkin arasında rızaya dayalı birilişki yok. Bu nedenle durum birazkarışık gibi görünüyor, ama eşitler arasında bir ilişki olmadığı anlaşılıyor.

“Kazıklı Voyvoda Vlad Tepeş Drakula’nın 1442-1448 arasında rehin tutulduğu II. Murad’ınEdirne’deki sarayında yaşadığı tecavüzler”den, filmlere konu olan Arabistanlı Lawrence’ın “tartışmalı” tecavüzüne kadar, Osmanlıda Hıristiyan esirlere yönelik tecavüzler de, bu geleneğin bir parçası olmalı. Bu tecavüz geleneği bugün de kaçırılan oğlan çocuklarına ve ergen ve yetişkin kadınlara yapılan tecavüz suçlarıyla devam ediyor.

Ayrıca, belki tekrar etmek gereksiz ama, burada Muhammed’in sayısı 13 veya 16’yı bulan eşleri ve cariyeleriyleve olağanüstü cinsel iştahıyla ilgilenmediğimizi belirtelim. Bizi ilgilendiren Muhammed’in yaşantısının daha sonraki Müslümanlara örnek oluşturması, örnek gösteriliyor olması bağlamında çocuk ve kadın haklarıdır. Çünkü kimse Muhammed’in kendisinden yaşlı ve dul kadınlarla evlenmesini örnek almıyor, Muhammed’in kendisinden küçük genç kızlarla evliliklerini hatırlamayı tercih ediyor. Dolayısıyla bizi ilgilendiren evlenilen kızların yaşlarının küçüklüğü ve evlenenler arasındaki olağanüstü yaş farkı ve kadınların erkeklerin hizmetine verilmiş bir canlı varlık olması, dini yasaların (şeriat’ın) bu çocuk kadınları olgun erkeklere karşı korumamasıdır. Bu anlamda çocukların ve kadınların en temel haklarının ihlal edilmesidir. Oysa Muhammed bugün yaşasaydı, yaşantısından dolayı perver olarak nitelenir ve bu evliliklerinden dolayı da, mevcut yasalara göre sübyancılıktan hapse mahkum olurdu ve asla peygamber olamazdı. Hapisten çıkınca da, iri memeli “kedicikleriyle” TV’de program yapan Adnan Hoca (Harun Yahya) gibi popüler bir “mehdi” adayı olarak yaşamaya devam ederdi.

Muhafazakar, gerici politikaların yükselişte olduğu son yıllarda, şeriat yasalarını uygulamayan bazı Müslüman ülkelerde bile kızların evlenme yaşı indiriliyor veya indirilmesi için girişimlerde bulunuluyor; böylece göz yumulan sübyancılık yasal hale getiriliyor, yasal bir çerçeveye oturtuluyor.

Nisan 2014 komşu ülkelere dair bazı gazete haberleri :
« Daha önce resmi evlilik yaşının 18 olduğu fakat ailenin izniyle 15 yaşındaki çocukların da evlenebildiğiIrak’ta artık 9 (dokuz) yaşını doldurmuş çocuklar yasal olarak evlendirilebilecek. »

« Mısır’da ise kızların evlenme yaşı 14’e çekiliyor. »

« İran’da kız çocukları 13 yaşında evlendirilebiliyor, erkek çocuklariçin evlilik yaşı 15. »

Ve Suriye sınırında nson söylentiler :
Zor durumdaki mülteci ailelerin 16, 17, 18 yaşındaki genç kızlarının Antep ve Urfa civarında ikinci ve üçüncü eş olarak 10 000 TL’ye imam nikahıyla evlendirildiği söyleniyor.

TANRI BİLE İZİN VERSE, SÜT KUZULARININ YAŞLI KURTLARA KURBAN EDİLMEMESİ İÇİN TANRILARA RAĞMEN MÜCADELEYE DEVAM…

22 Mart 2015,
Ayşe Hür

Tartışma3 yorum

  1. Yazı Ermeni bir yazar olan Sevan Nişanyan’ın kitaplarına mı dayandırılmış? Komik oluyorsunuz hem de çok komik.

  2. Ermeni olması gerçekleri söylemediği anlamına mı geliyor senin eğitim duzeyin ve bilgin onun seviyesinde olsa itraz yerine belge arastrip sunarsin

  3. Cahiliye döneminde kız çocukları gömülürken peygamberimiz kızlarını omuzlarında gezdirirmiş, dünyaya nefsi olmadan gelen tek kul Allah ın elçisi ve biz müslümanların peygamberi olan hz. Muhammed’tir. Bu yazıda kişi kendi hayal dünyasındaki cinselliği vurgulamış sanki. Görmek istediği ve yorumladığı… şuan dünyada yaşayan ve kendini bişey zanneden pislik insanlarla peygamberimiz bir tutulamaz..! Aşşağılayama çalıştığınız din kadınları hayvan muamelesi yapan zihniyetleri yıkıp cenneti kadınların annelerin ayağına seren bir dindir. Az mantık az zeka. İnsanı hayvandan ayıran özelliğiniz var, bedava kullanın yarar görürsünüz. araştırın öğrenin. araştırmaları kafasına göre yorumlayıp sununan ve bu sunulanı sorgusuz sualsiz kabul eden tipler kadar nefret ettiğim birşey yok. Allah ıslah etsin.

Yorum Yapın