Otoriteyi Bugünden Yıkmak

Binlerce yıllık mülkiyete dayalı toplumların kültürel birikimine baktığımızda otoriterliğin yalnızca kurumlara özgü olmadığını, bir yansıma olarak insanlar arası ilişkilerde de hakim olduğunu görürüz.

Toplumsal tabakalaşma olarak patron işçi üzerinde, erkek kadın üzerinde, insan hayvan üzerinde, yetişkin çocuk üzerinde, tanrı kul üzerinde, şu ulus bu ulus üzerinde, şu mezhep bu mezhep üzerinde, devlet halk üzerinde otorite kurmuş diyebiliriz. Aile, ibadethane, askeriye, okul gibi kurumlar ise üyeleri veya cemaatleri üzerinde başlı başına bir otoritedir. Fakat otorite sadece bu toplumsal katmanlar ve kurumlarla sınırlı değildir.

Düşünen hayvan olan insan mülk edinme hastalığına tutulduğundan beri her şeyi mülk edinme amacı gütmüş; bu mülkle beraber otoriter eğilimler göstermiştir. Bilgi cinsellik, beden, yetenek, zeka, para… her şey otoriter toplumlarda bir güç, gösteriş, üstünlük sağlama, dolayısıyla otorite kurma aracı haline gelmiştir.

Bunu iki futbol takımının karşılaşmasında, dilenciye verilen sadakada, iki kişinin kördüğüme dönüşen bir tartışmasında, ev sahibinin misafire davranışlarında, yeni tanışan kişilerin öncelikle kendilerinin mülklerinden, diplomalarından, yeteneklerinden bahsetmesinde, sosyal medya alanında facebookta sayfa sahibi ile takipçileri arasındaki ilişkide gözlemleyebiliriz.

Günümüz insan ilişkilerini mercek altına aldığımızda her iki tarafın da ezilen sınıfa mensup olsa bile baskıcılık, dayatmacılık, hakarete başvurma gibi yollarla taraflardan birinin genellikle baskın-otoriter, diğerinin pasif bir kişiliğe sahip olduğunu görürüz. Koşuluna, durumuna ve konusuna göre otoriter veya pasif taraf değişse de ilişkilerin eşit olmadığı su götürmez bir gerçektir.

Otoriter olan her ilişki baş otoriteyi güçlendirmekle kalmamakta, otoriteyi toplum nezdinde de meşru kılmaktadır. Öyle ya, ben başka biri üzerinde otorite kurma hakkına sahipsem devlet de benim üzerimde otorite kurma hakkına sahiptir. Halbuki bu köleciliğin bir ifadesidir. Otorite sahibi olmak veya otorite altında bulunmak, her ikisi de köleci anlayışlardır.

Bilgi, yetenek, zeka gibi özelliklerin otorite kurmaya aracı etmek yerine dayanışmayı sağlayan bir araç olarak kullanılmalıdır. Mülk edinme hakkı reddedilmelidir.

Baş otorite olan devleti bugünden yıkmak mümkün olmayabilir, fakat ikili ilişkilerdeki otoriteyi bugünden yıkmak mümkündür. Bu yıkım ise öğreticiliğiyle beraber baş otoriteyi sorgulamaya ve yıkmaya cesaret verip teşvik edecektir.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Otoriteyi Bugünden Yıkmak | YURTSEVER

Yorum Bırakınız