Porno Filmlerle Erkekliğin İnşası

Erkek egemen kültürün bir ürünü olan porno filmlerin erkekliğin inşasında önemli bir rol oynadığı reddedilemez bir gerçekliktir. Bu sektörde erkeğin cinsel gücü de tıpkı kadının cinsel gücü gibi pazarlanmaktadır, fakat erkeğin egemen rolü burada da geçerlidir.

Toplumların cinselliği tabu ve ayıp görmesi nedeniyle çocuklar bu konuda ne aileleri ne de okulları tarafından eğitilirler. “Zamanı gelince nasılsa öğrenecektir” ne de olsa. Bu zaman daha çok ergenlik çağının başlangıcıyla olur. Kişinin belli bir yaştan sonra doğal cinsel dürtüleri ve cinsel organlarını keşifleri onu öğrenmeye iter. Ailesinden veya okulundan böyle bir bilgi alamayan çocuk bunu sokaktan ve internetten öğrenme yoluna gidecektir. Fakat bu genellikle “kendi kendine öğrenme” gibi doğal bir durum değildir. Çocuk çok geçmeden porno filmlerle tanışacaktır ve bu elbette sağlıksız bir başlangıçtır.

Her ne kadar yasaklansa da yüz binlerce bulunan porno sitelerinde iğrençlik had safhadadır. Buradaki iğrençlik cinsel ilişkinin yayınlanması değil, cinselliğin en yoz halininin yayınlanması halidir. Sevişme değil argo ve eril tabirle “sikişme” vardır. Porno filmler cinsiyetçi küfürlerin görsel yayınlarıdır. Bu tür siteler ensest ilişkiden çocuk pornosuna, tecavüzden hayvan pornosuna dek yayınlar yapmaktadır. Türkiye’de en çok ensest ve tecavüz pornoları tercih edilmektedir. Bu yayınlarla “cinsel eğitim” alan bir ergenin sokaklarda neye dönüşeceği toplumsal koşulları baz aldığımızda çok açıktır. Sokakların tacizci erkeklerle dolup taşmasının bir sebebi de budur. Porno filmlerde görsel olarak hafızalarına kazıdıkları sahneleri bir de gerçek yaşamda denemek istemektedirler.

Toplumda her ne kadar tecavüze bir tepki var görünüyor olsa da porno film tüketimi yaşadığımız ülkede oldukça yaygındır, öyle ki Japonya’dan sonra en fazla porno tüketen ülkelerin başında gelmekteyizdir. Çoğunluğun gizli gizli izlediği ama inkar ettiği bir gerçekliktir bu. Bİr televizyon dizisinde dahi tecavüz sahnelerinin en fazla reytingi alan bölümler olması da bize bunu gösteriyor.

Pornoyu tercih eden kesimler genellikle sağlıklı bir cinsel yaşamı olmayanlardır. Bu filmlerle cinsel arzularını sağlıksız bir şekilde tatmin ettiklerini düşünmektedirler. Fakat izleyici kesim bunla sınırlı değildir. Bir alışkanlıkla ya da fantezi olarak izleyenler de vardır. Alışkanlığın sebebi genellikle ergenlik döneminden kalma iken, ‘fantezi’ olarak izlemenin sebebi cinselliğe bakış açısının çarpıklığı ve yasak olanın çekiciliği olarak açıklanabilir. Her halükarda işlev değişmemektedir.

Peki bu tür pornoları izleyen kişilerin karakterine nasıl bir etkisi olabilir? Herşeyden önce filmler kişinin hayal dünyasını şekillendirdiğinden onun cinsel yaşamındaki isteklerini de belirleyecektir ve bu porno filmlerdeki sağlıksız durum onun cinsel yaşamına da sıçrayacaktır. Porno izleyicisi gördüğü sahneleri kendi cinsel yaşamında da taklit etmeye çalışacak, partneri bunu istemese de buna zorlamaya çalışacaktır. Toplumsal cinsiyet alanında olduğu gibi bu sektörde de cinsiyet hiyerarşisi en kirli haliyle ön planda olduğundan kadını ‘cinsel meta’ olarak gören egemen bakış açısı daha da pekişecektir. Filmlerdeki ırkçılık ise ayrı bir sorundur. Asyalı, Zenci, Rus, Alman vb ulusların ismi zikredildiğinde izleyici kesimin aklına ilk olarak porno filmlerdeki sahneleri gelmektedir. Irkların, cinsiyetlerin, çocukların, hayvanların aşağlandığı filmlerden zevk alan insanın değer yargılarının ne olduğu, bunun yaşamına nasıl yansıyacağı, hemen her gün izlediğimiz tecavüz haberlerinden bellidir.

Porno filmlerin topluma etkisinin bir yanını yozlaştırma oluşturur. Toplumun duyarsızlaşmasına hizmet eder. Cinsel açlıkla beraber cinsellik yaşamın temeline oturur. Türkiye’de yoğun olarak ilk erotik filmler 70’li yıllarda yayınlanmaya başladı. Fakat bu erotik filmler bir Türk klasiği olarak her zamanki gibi estetikten yoksundur ve genel olarak kadını her zaman cinsel bir meta olarak sunan, tecavüz konulu filmlerdir. Türkiye’de bu filmler ilgiyle karşılandı ve sevildi. Yıllarca “Tecavüzcü Coşkun” tiplemesi sempatiyle izlendi. Tüm bu yıllar dönemin politik kitlesel uyanışını da etkileyip bir kesimin yozlaşarak pasifize olmasını veya karşı tarafa geçmesine hizmet etti. Darbeden sonra yeraltına çekilen sektör tamamiyle pornoya ve denetimsizliğe geçiş yaptı. Geldiğimiz internet çağında ise hem piyasasını hem de etki alanını genişleterek yozlaştırma hizmetine devam etmektedir. Her şeyi bir alışveriş metasına dönüştüren kapitalizm aynı zamanda da yozlaştırmaktadır. Bu aynı zamanda toplumların değer yargılarını da belirlediğini göstermektedir.

Cinsellik elbette yasaklanacak, tabulaştırılacak birşey değildir. Fakat cinselliği metalaştıran, cinsel şiddeti erotizm adı altında meşrulaştıran, erkek egemenliğini pekiştiren bir sektör haline getiren kapitalizmin savunulacak bir yanı yoktur. İhtiyacını duyduğumuz şey cinselliği kapitalistlerin zincirlerinden kurtarmaktır.

Baran Sarkisyan

Yorum Yapın