Ruhi Su

”devrimciler ölmeli!”
bu, toplumun rahatça kirletilmesi için birinci kuraldır.

istanbul istanbul olalı böyle soğuk bir kış görmemişti. şubat ayıydı ve istanbul karlar altındaydı. o dönemlerin en gözde mekanlarından olan şan sineması tıka basa doluydu. herkes merak ve heyacan içinde birazdan sahneye çıkacak olan o küçük dev adam’ı bekliyordu. ve derken birden elinde sazıyla, siyah pantalonu ve siyah boğazlı kazağı ve bembeyaz saçları ile o küçük dev adam sahneye girdi. onun sahneye girmesiyle adeta yer yerinden oynadı. insanlar ayağa kalkmış, alkışlar, sloganlar ve ıslıklarla onu selamlıyorlardı. o mağrur bir eda ile sahnenin önüne geldi ve kıpırdamadan, dakikalarca o muhteşem görüntüyü seyretti. fakat gözyaşları, sloganlar, alkışlar bitecek gibi değildi. geriye döndü, sahnenin ortasında duran, eski tahta sandalyeye oturdu ve sadece bir kere bağlamasının tellerine dokundu. ve inanmayacaksınız, onun o dokunuşu ile birilikte solunu inleten o belki de dünyanın en güzel korosunun sesi bir anda bıçak gibi kesildi. herkes bağlamanın sesi ile yerlerine oturmuş, en ufak bir ses bile çıkarmadan o küçük dev adam’a bakıyordu. konserleri hep böyleydi. sanatçı halka, halk da sanatçıya öğretir düşüncesi ile türküleri ile birlikte konserine gelen insanlara hem söylediği türkülerin hikayelerini hem de onların nerede nasıl davranacaklarını anlatır, öğretirdi. alevi deyişleri, semahları sırası geldiğinde kesinlike alkışa izin vermezdi. halaylarda ya da marşlarda izleyenlerin katılmasını isterdi. o komut verene kadar kimse kendiliğinden bir davranışta bulunmazdı. her zaman tepeden tırnağa bir saygı ve sevgi abidesi olarak sahnede büyür büyür büyür ve muhteşem bir finalle konserlerini bitirirdi.

salonda sadece nefeslar duyuluyordu. tekrar bağlamasına dokundu. bir daha. derken bir daha. ve durdu. başını kaldırdı ve o dağları, ovaları ve nehirleri andıran sesi ile “biri yer biri bakar kıyamet bundan kopar, kıyamet koptu kopacak, fakirden halktan yana bir dünya kurulacak” dedi. kızılca kıyamet bir alkış koptu salonda ve o ilk türküsüne başladı:

bu nasıl istanbul zindan içinde
kayboluverdi gecem gündüzüm
bu nasıl istanbul zindan içinde
bavo bave…

yattığımız yerde güller bitecek
gün ışıyıp gelir sabret,
bu bizim yattığımız yerde güller bitecek
bavo bave…

işte bu küçük dev adam 1912 yılında van’da dünyaya gelen ve son nefesine kadar hapislere, işkencelere, baskılara, zulümlere, gözaltılara, yokluklara rağmen devrimci tavrından ödün vermeyen ruhi su’dur.

anne ve babasını tanımadan adana’da büyüyen ruhi su devletin ‚’bütün öksüz çocuklar askeri okullara gideceklerdir’’ kararıyla zorla askeri okula kayıt yaptırıldı. fakat müzik alanında kendisine yer arayan ruhi su daha sonra ne yapıp edip ankara müzik öğretmenilği sınavını kazanarak okuldan ayrıldı. kısa zamanda bir yandan besteler yapmaya diğer yandan halk ozanlarının eserlerini yorumlamaya başladı. radyo programları yaparken diğer yandan devlet opera ve balesi’nde görev aldı. yaptığı radyo programı ‘alevi propangandası’ yaptığı gerekçesiyle yasaklandı. ruhi su 1952 yılında tkp’li olduğu için ve komünizm propangandası yaptığı öne sürülerek tutuklandı ve aylarca sansaryan han’da ‚tabutluk’ denilen hücrede en ağır işkencelerden geçirildi. ruhi su halk tarafından sevildikçe devletin yasakları da çoğalmaya başladı. artık sahneye çıkamaz ve insanlarla buluşamaz olmuştu. defalrca gözaltına alınd ve tutuklandı. sanatı icra edemediği için maddi durumu da kötüye gitmeye başlamıştı. en sonunda atıf yılmaz’dan gelen bir teklifle film müziği yaptı ve sonrasında tekrar o yasakları delerek ve daha da çoğalarak sahnelerdeki yerini aldı. fakat bu durum 12 eylül cuntası ile tekrar son buldu. diğer devrimci santaçılar gibi ruhi su’nun sesi susturuldu.

1985 yılında kansere yakalandığında ondan nefret eden devlet, yurtdışına gidip tedavi olabilmesi için gerekli olan pasaportunu uzatmadı ve yasak koydu. ruhi su 20 eylül 1985 yılında kansere yenilerek aramızdan ayrıldı.

1953 yılında hazırlanan iddianamede şöyle deniliyordu:
“14/11/52 tarihinde tevkif olunan, ankara isiklar caddesi, karakus sokak, haile apartmaninda mukim, devlet opera sanatcisi, 328 van dogumlu, abdullah’tan olma, huri’den dogma mehmet ruhi su.” bir konserinde “biri yer biri bakar kıyamet bundan kopar, kıyamet koptu kopacak, fakirden halktan yana bir dünya kurulacak” demiştir’’

devlet devrimci sanatçıları hiç sevmedi. ruhi su da bunlardan biriydi. onun ölümüne sebep olanların hiçbirinin adı sanı şimdi bilinmezken o hala bizimle beraber olmaya devam ediyor. ve biz biliyoruz ki bir gün o dile getirdiği‚ ‘fakirden halktan yana bir dünya kurulacak’ sözü gerçekleşecek. gerçekleşmeli.

ruhi su sahneye çıkıyor dostlarım
ayağa kalkın ve yıllarca alkışlayın onu.

diyorlar ki;
”devrimciler ölmeli!”
bu, toplumun rahatça kirletilmesi için birinci kuraldır.

t a m e r d u r s u n

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Ruhi Su | YURTSEVER

Yorum Yapın