Şiddet, Tecavüz ve Çocuklar

Cinayet, tecavüz, hırsızlık gibi vakalarda suçu bireye indirgeyen genel-geçer anlayış, suçun toplumsal koşullarını örtbas ederek, suçun tekrar üretilmesine yardımcı olur. Dolayısıyla Ensar Vakfı’nda 45 çocuğa tecavüz vakasında sadece tecavüzcünün yargılanması adil bir yargılama olmayacaktır.

Ensar Vakfı’na bağlı bir tarikat evinde çocuklara tecavüz haberi bir öğrencinin ailesine tecavüze uğradığını anlatmasıyla öğrenildi. Yani bu çocuk bunu ailesine söyleme cesareti gösteremeseydi belki de bu olaydan hiç haberimiz olmayacaktı. Tıpkı haberimiz olmayan yüzlerce tecavüz olayı gibi.

Eğer tecavüz, erkek egemen düzenin bir sonucu ise bunu salt bireysel bir sapkınlığa indiremezsiniz. Tabi sadece Ensar Vakfı’nı suçlu bulmak da indirgemecelik olur. Zira Türkiye’de tecavüz münferit bir olay değil, epey yaygın bir olaydır. Kadınlara olduğu gibi çocuklara da vakıflardan okullara, aile içinden sokaklara dek her yerde karşılaşabilmektedir.

Tecavüz ise şiddetin sadece bir başka biçimidir. Anne veya babanın çocuğu dövmesi, sözlü  olarak azarlaması, tehdit etmesi, odaya kilitlemesi, gözünü korkutarak başörtü takması, onu kapitalizmin bir metası haline getirmesi de çocuklara şiddetin, istismarın bir biçimidir.

Toplum olarak öncelikle çocuk istismarına fazlasıyla duyarsız olduğumuzu kabul etmeliyiz. On binlerle ifade edilen çocuk işçilerin, çocuk dilencilerin, çocuk tutsakların olduğu; çocuk porno filmlerinin epey yaygın olarak izlendiği; ailesinden, öğretmeninden, bir büyüğünden, polisten şiddet görmemiş hemen hiçbir çocuğun olmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Maalesef “hoşgörü” kültürümüzden olsa gerek, çocuğa uygulanan şiddete göre tavır belirliyor, çoğu zaman tepkisiz kalıyor, hoşgörüyoruz. Örneğin, sokakta şahit olduğumuz bir annenin çocuğa şiddeti olayını genellikle hoşgörürken, çocuğa cinsel şiddet uygulayana genellikle sessiz kalmayız. Fakat her ikisi de şiddetin farklı biçimleridir. Birinin tahribatının daha ağır olması diğerini hafif suç veya meşru kılmamalıdır.

Çocuk bir yetişkine göre daha zayıf, korumasız ve saf olduğu için daha fazla şiddete uğrar. Çocuğa şiddetin biçimine göre çocuğun üzerindeki etkisi değişebilmektedir. Fakat çocuğu azarlamayı, tokatlamayı hoşgörüp tecavüzüne karşı çıkmak tıpkı suçu bireye indirgeyen anlayış gibi samimiyet dışı bir yaklaşımdır.

Çocuklar kimsenin mülkü değildir. Bir aile çocuğu okula, atölyeye gönderirken bile “eti benim kemiği senin” diyerek mülkiyeti paylaşma derdine düşüyor. Her şey gibi çocuklar da, günümüz dünyasında ailenin, kurumların, devletin mülkü olduğu sürece istismar maalesef devam edecektir.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Şiddet, Tecavüz ve Çocuklar | YURTSEVER

Yorum Yapın