Sorunlarımıza Karşı Tutumlarımız

İnsan toplumsal bir varlıktır. Acısının, sevincinin, sevgisinin, nefretinin toplumsal koşulları vardır. Birbirinden ayrı değerlendirilemez.

Örneğin hem evde hem fabrikada çalışmaktan bunalmış bir kadının sorunu bireysel değil, toplumsal bir sorundur.

Sınav stesi yaşayan, geçersiz not alan, harcı yatıramayan bir öğrencinin sorunu bireysel değil, toplumsal bir sorundur.

Maaşını zamanında alamayan bir işçinin sorunu da bireysel değil, toplumsal bir sorundur.

Bu ve buna benzer bir çok sorunu yaratan esas şey bireylerin keyfi veya kasıtlı tutumları değil, sistem tarafından kaynaklanan, hemen hemen çoğunluğun yaşadığı sorunlardır.

Aynı veya benzer sorunları yaşayan bireyler olarak hepimiz birbirimizin sorunlarına sırt çevirmiş, kendi kendimize devinip durmaktayız. Durum artık öyle bir hal almıştır ki, başkasının acısını sevinç, mutluluğunu da hüznümüz yapmışızdır. Sorunlarımız bizi birleştirmesi gerekirken birbirimize yabancılaşmış, hatta düşmanlaşmışızdır. Bu düşmanlıklar her zaman suni düşmanlıklar olup, düzen tarafından türetilmiş saçma sapan düşmanlıklardır. Ulusal, kültürel, mezhepsel, cinsel farklılıklar neden bir düşmanlık doğursun ki?

Bilinç taşı çatlamadığı sürece, kişi, içine düştüğü bunalımlı durumunu toplumsal sebeplere dayandığını anlayamayacağından kurtuluşunun toplumsal mücadeleden geçtiğini de bilmeyecektir. Bilinmelidir ki, toplumsal mücadelenin değiştirici dönüştürücü gücü direnişten ve üretmekten geçer. Kendisini yıkıp yeniden yaratamayan, yarattığı anti-kişiliği korumak için direnemeyen, toplumsal sorunların çözümü noktasında örgütlenemeyen kişi dünyasını değiştirmesi de hayalden öte geçemeyecek, yeni bunalımlı sularda kulaç atmaya ve bir süre sonra da yorulduğunda boğulmaya mahkum olacaktır.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Sorunlarımıza Karşı Tutumlarımız | YURTSEVER

Yorum Yapın