Tagged: Emma Goldman

3

Dünyaca tanınmış bir ateist ve anarşist olan Mihail Bakunin, büyük eseri Tanrı ve Devlet’te çok zekice bir saptamayla şöyle diyordu: “Tanrılarıyla ve yan-tanrıları, peygamberleri ve azizleriyle bütün dinler, algılama yetenekleri henüz tam gelişmemiş ve kendileri dışındaki olayları tam anlamıyla kontrol edemeyen insanların önyargılı imgelerinden doğ­muştur. Dolayısıyla, dinsel cennet, insanın cehalet ve ilikatla yücelttiği, büyütülmüş ve tersine çevrilmiş -yani, kutsallaştırılmış- olarak kendi yarattığı hayalden başka şey olmayan bir seraptır. Dinler tarihi, insan inancında birbiri ardına ortaya çıkan tanrıların doğuşu, ihtişamı ve düşüşünün tarihi, insanoğlunun kolektif aklı ve bilincinin gelişmesinden başka bir şey değildir. İnsan, kendisindeki veya dışsal doğadaki bir niteliği, hatta büyük bir kusuru, tarihsel gelişmesi sırasında bir çocuk edasıyla hızla keşfettikçe, bunları önce tasavvurunun ötesinde abartıp büyütmüş, sonra da tanrılara atfetmiştir… Şu halde, metafizikçilere ve din idealistlerine, felsefecilere, siyasetçilere ve şairlere karşı bütün saygımla söylemek isterim ki: Tanrı fikri, insan aklı ve adaletinden vazgeçmek demektir; Tanrı fikri, insan özgürlüğünün en kesin biçimde yadsınmasıdır ve hem teoride hem de pratikte ister istemez insanoğlunun köleleştirilmesine varır.”

Devamını Oku
1

Kadının, toplumda kendisini bir özne olarak varlığı öncelikle onun kendiliğinden mücadelesine bağlıdır. Bu olmadığı sürece, toplumsal cinsiyet alanında bir seks objesidir, tüketim nesnesidir, sömürülen bir emektir, efendisine bağlı korunan veya dövülen bir köledir. Babasının kızı, kocasının karısı, çocuğunun anasıdır. Ama asla kadın olarak kabul edilmez, illa başa veya sona sıfat eklenmesi gerekir.

Devamını Oku