Tutsaklığımızın Farkına Varabilmeliyiz

Hapisanede beyaz duvarlar arasında yaşayan bir tutsak ile dışarıda renkli duvarlar arasında yaşayan biri arasındaki en büyük fark birinin çemberinin daha geniş çizilmiş olması ve resmi olarak tutsak sayılmamasıdır. Daha geniş bir çember içinde olan kişinin kendisini özgür zannetmesi ise tutsaklığın en derin halidir.

Özgürlüğün birinci şartı tutsaklığın farkına varabilmektir. İçerideki tutsağın tutsaklığını gösteren demir parmaklıklar, gardiyan, kilitli kapı, mahkeme kararı gibi kanıtlar gözle görülebilir bir kanıt oluşturduğundan tutsaklığının farkına varması çok daha kolaydır. Fakat dışarıdaki tutsağın tutsaklığına dair çok daha fazla kanıt olmasına rağmen görünürlükleri çok daha maskelidir.

Dışarıdaki tutsağın elleri kredi kartlarıyla, telefonlarla kelepçelidir. Yaşam alanları bir hücre olarak tek bir odadan değil; ev, okul, fabrika, mağaza gibi çeşitli odalardan oluşmaktadır. Sürekli kontrol ve gözetleme altındadır. Mimari ve misyon olarak klasik hapisanelerle özdeştirler. Okul veya fabrikadan mesai dışı çıkışı müdürün iznine tabidir. Dışarının gardiyanları polis ve askerlerdir. Büyük hapisanenin kurallarına uyulması için her zaman tetiktedirler. Televizyon, bilgisiyar gibi araçlar ideolojik propaganda araçları olduğu kadar kişiyi pasifize etmenin, bunalıma sürüklemenin, koltuğa veya sandalyeye çivilemenin araçlarıdır.

Dışarıdaki hapisanede yaşayan bir kişinin çok dikkatli olması gerekir, çünkü etraf hırsızlar, katiller ve sapıklarla doludur. Dışarıdaki herkes bu ve benzeri suçlardan dolayı buradadır. Bu durum ise yarattığı güvensizlik ve yabancılaşma dolayısıyla tecrit bir kat daha etkindir.

Tutsaklık bilmemektir, görmemektir; sömürüye, zulme, yasaklamalara, baskılara boyun eğmek demektir. Çaresizliktir, yılgınlıktır, umutsuzluktur. Ve son olarak da kendini kandırmaktır.

Asıl mesele tutsaklığın farkına varmaktır. İster içeride olalım, ister dışarıda. İster çevremiz beyaz, isterse de renkli duvarlarla döşenmiş olsun. Çünkü özgürlüğün ilk koşulu tutsaklığın farkına varmakken, ikinci koşulu bu tutsaklıkla mücadele etmektir.

Mücadele etmek özgürlüğün kendisidir.

Baran Sarkisyan

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Tutsaklığımızın Farkına Varabilmeliyiz | YURTSEVER

Yorum Bırakınız