Ütopya Arındırır

Bugünkü aptallaşma doğrudan ütopyadan kopmanın bir sonucudur. Ütopyanın istenmediği yerde düşünce kuruyup gider. Düşünce salt ikilem içinde ölür.” diyor Adorno.

Evet, ütopya istenmiyor. Çünkü ütopya herşeyden önce verili gerçekliğin reddidir. Sadece reddi değil, verili gerçekliğe alternatif bir idea sahibi olmasıdır.

Ütopyanın istenmediği yerde itaatçilik, umutsuzluk kol gezer. Eleştirel düşünce yoktur. Şairin dediği gibi, küçük çıkarların büyük kurnazları vardır. Sadece politikacılar değil. Dilencisinden bankacısına dek her köşeyi kurnazlar tutmuştur. Ütopyası olmayan düşünürlerin, aydınların dahi günü kurtarmaktan gayrıca bir düşüncesi yoktur. Sattığı düşünceler, batan geminin mallarıdır.

Nasıl bir ütopya, sorusunun cevabı gerçekliğin aksi düzleminde olması şarttır. Çünkü o ütopyadır, verili gerçekliğe aykırılık onun tek temel ilkesidir.

Ulus, cinsiyet, sınıf, tür ayrımının olmadığı; insanın insanı, hayvanı, doğayı sömürüsünün olmadığı; kağıt paranın ağaç israfı sayılıp artık basılmaması, para diye birşeyin olmaması; çalışmanın zorunluluğa değil ihtiyaca göre düzenleneceği; özel mülkiyetin ve onun aile, din, okul, hapishane, tımarhane gibi kurumlarının parçalanıp yok olduğu; ülke, devlet gibi bölücü kurumların yok olmasıyla coğrafyayı kan kırmızıyla ayıran, bölen sınırların kalktığı; ve dolayısıyla savaşların ortadan kalktığı bir dünyada herhangi bir ülkenin, ulusun değil de dünyanın vatandaşlığı…

Ütopya, bugün gerçekleşmesi imkansız toplum tasarımlarıdır. Tıpkı eşitlik ve özgürlük gibi. Eşit ve özgür bir toplum yoktur. Eşitsizlikten ve tutsaklıktan doğan ihtiyaçla eşit ve özgür bir toplumun ideali, talebi ve mücadelesi vardır. Eşit ve özgür toplumlarda bu kavramların tezatını ifade edecek koşulları barındırmadığı için dilde de yer almayacaktır. O zaman eşitlik ve özgürlük ifade edilir birşey değil yaşanılır birşey olacaktır. Bu topluma erişim için yürütülen mücadele düşünceyi filizlendirecek, düşünce mücadelede meyve verecektir; Adorno’nun bahsettiği düşünce ölmeyecektir.

Peki ütopya ne işe yarar? Onu da Eduardo Galeano açıklasın: ‘‘Ütopya önümüzde uzanan bir ufuk çizgisi gibidir. Siz ona doğru bir adım atarsınız, o sizden bir adım uzaklaşır. Siz ona iki adım atarsanız, o sizden iki adım uzaklaşır. İşte ütopya buna yarar, yürümeye.

İlk bakışta bir kısır döngüyü anımsatan bu yürüyüş aslında düşünceyi, mücadeleyi, yenilenmeyi, düzenin kirinden arınmayı sağlayan bir döngüdür.

Nazım’ın dediği gibi;

Yürümek;
yürekten
gülerekten
                yürümek…

Baran Sarkisyan

Yorum Bırakınız