Vatansız Bir Halk: Çingeneler

Renkli yaşamları, farklı kültürleri ve yaşam tarzlarıyla gittikleri birçok bölgede dışlanan Hindistan’dan Avrupa’ya, oradan da dünyanın birçok bölgesine yayılan ve göçebe bir hayat sürdüren Çingenelerin dünyadaki nüfuslarının 15 milyonu geçen bir halk olduğunu pek çok kimse bilmez.

Renkli yaşamları ile bambaşkadır Çingenelerin yaşamı. Yaşadıkları toplum içinde sıra dışı yaşamları, hemen hemen her bölgede ötekileştirmiştir onları. Oysa köklü geçmişleri ile dünyanın her tarafına dağılmış ve geleneklerini uzun süre koruyabilmişlerdir. Çingenelerin dünyada 15 milyonu aşkın ayrı bir millet olduğu gerçeğini de çoğu kişi bilmez. Göçebe yaşamlarıyla rengârenk yaşamlarını dünyanın her yerine taşımıştır. Fakat aykırı yaşam şekilleri ayrımcılığa neden olmuş ve toplumun büyük kesimleri tarafından dışlanmışlardır.

Çingene ismi nereden geliyor?

Çingene kelimesi, Yunanca “tsinganos” kelimesinden türemiştir. Eski Yunanlılar, Çingene halkının Mısır kökenli olduğuna inandıkları için bu kelimeyi “Mısırlı” anlamında kullanmışlardır. Batı dillerinde Çingeneler için kullanılan “Gyspy” adı da buradan gelmektedir. Osmanlılarda da Çingeneler için, Mısır halklarından biri olan “Kıpti” kelimesi kullanılmıştır. Roman kelimesi, Roman dilinde “rom” yani “koca” kelimesiyle ilişkilendirilerek Sanskritçe de “rama” veya “ramana” ile aynı anlama gelmektedir.

Dünyanın dört bir tarafına dağılmış olan Çingeneler için her bölgede farklı isimler kullanılmaktadır. Yunanistan – Athingani, İtalya – Cingali, Macaristan – Cigany, Polonya – Cyganie, İngiltere – Gypsy, İspanya – Gitano, İran – Luri, Mısır – Nuri, Rusya – Tsigani gibi ismlerle bilinir. Aynı zamanda çok dağılmış ve sürekli hareket eden topluluklar olması nedeniyle bir ülkede çok farklı isimlerle de anılmaktadırlar.

Türkiye’de Çingeneler, yaşadıkları yöreye bağlı olarak farklı isimlerle adlandırılmaktadır. Çingen, Cingen, Cıngan vs gibi isimlendirilmelerinin haricinde; Kürtler tarafından “Mıtrıp – Mutruf – Kareçi – Kareç”, Van ve Hakkari yöresinde “Dom”, Adana çevresinde “Cono”, Ege ve Trakya’da “Roman”, İç Anadolu’da “Elekçi” olarak bilinir. Bunların yanı sıra Artvin, Erzurum ve Kars yöresinde “Poşa” olarak bilinen ve anadilleri Ermenice olan Çingeneler yaşamaktadır. Ayrıca resmi dilde Çingeneler için “esmer vatandaş” denilmektedir.

Çingeneler dünyaya nasıl dağıldı?

Çingeneler, Hindistan, Pakistan ve Afganistan’ın da bulunduğu bölgelerden tüm dünyaya yayılmış Hint-Avrupalı bir halktır. Kesin olarak hangi tarihte ve hangi nedenlerle göç ettikleri bilinmemektedir. Genel olarak 5. ve 14. yüzyıllar arasında farklı dalgalarla önce Hindistan’dan İran’a; buradan da Suriye ve Ermenistan üzerinden Anadolu’ya göç ettikleri kanısı yaygındır. 15. yüzyıldan itibaren Avrupa’da izlerine rastlanırken, 19. yüzyılın sonlarına doğru Kuzey Amerika’ya göç etmişleridir.

Çingenelerin vatanlarını neden terk ettikleri ile kesin bir teori bulunmamaktadır. Fakat bu konu ile ilgili üç görüş ortaya atılmaktadır.

1. Gazneli Mahmut’un Hindistan seferi sırasında 500.000 Hintliyi esir aldığı ve Müslümanlarında Romanları köle olarak alıp ülkelerine götürdükleri en yaygın teoridir.

2. Hindistan’da en düşük kast olduğu sanılan Çingenelerin Müslüman fetihleri karşısında paralı asker olarak kullanıldığı ve yenilgi sonrası göç etmek zorunda kaldıkları yönünde bir teori vardır.

3. Firdevsi’nin Şehnamesi’ne göre 420 yıllarında vatanlarını terk edip dünyaya yayılan 12.000 kişilik Luri halkının göçü, Çingenelerin dünyaya yayılmaları ile ilgi başka bir teoridir.

“Esmer Vatandaş” mitolojisi nedir?

Çingene mitolojisine göre esmer tenli yaratılmalarının nedenleri şu şekilde anlatılmaktadır: “Tanrı yeryüzünde yaşayacak olan insan yaratma işini bitirdiğinde, biraz da cennet balçığını aldı ve onu biçimlendirerek kızartmaya karar verdi. Fakat tanrı kendi eserini fırından biraz erken çıkardığı için pişirme tonu kabaydı ve sonuç beyaz adamdı. Daha iyisini yapma umuduyla bu sefer balçığı uzun süre fırında bıraktı ve sonuç siyah adamdı. Nihayet tanrı üçüncü denemede istediğine ulaştı. Uzun bir bekleyişten sonra esmer adam yani “rom”un yaratılışı gerçekleşti.”

Çingenelerin yaşam biçimleri nasıldır?

Çingenelerin büyük bölümü gelenek, görenek ve yönetim biçimlerini korumuşlardır. Göçebe yaşam, Çingeneler için vazgeçilmez bir yaşam şeklidir. Onların deyimiyle altın kafese bile konulsalar yerlerinde duramazlar. Fakat günümüzde birçok bölgede şehir varoşlarında yerleşik yaşama geçmişler ve kendi geleneklerini devam ettirmişlerdir.

Çingeneler, geniş aile yapısına sahiptir ve aile yapına yüksek bir değer verirler. Aile, yaşam okulu olarak kabul edildiği için çocuksuz aileler mutsuz sayılır ve çocuksuzluk boşanma nedeni olarak kabul edilir. Bu nedenle çok çocuklu aile yapısını devam ettirirler. Evliliklerde grup içi evlilikler olur ve bu evlilikler erken yaşta yapılır.

Çingeneler, dünyanın en renkli halklarından biridir. Müzik ve dans yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bunun yanı sıra falcılık ve büyücülük, demircilik, nalbantlık, bakırcılık, kalaycılık, sepetçilik, elekçilik, seyislik, ayı oynatıcılığı, bohçacılık ve dilencilik Çingenelerin yaygın meslekleri arasında yer alır. Ailede otorite baba olurken, genellikle ağır işler kadına kalır.

Çingeneleri farklı kılan en önemli özelliklerinden biride giysileridir. Özellikle kadın giysilerinde canlı renkler tercih edilir. Giysilerde Çingene pembesi ön plana çıkarken, kırmızı renk Çingeneler için uğurlu sayılır; yeşil renk ise Çingeneliğin göstergesi kabul edilir.

Çingenelerin yaşam tarzları, yerleşik toplumlardan oldukça farklıydı. Bu farklılıklar yüzünden çoğu zaman yerel halklar tarafından hırsızlık, büyücülük, çocuk kaçırma gibi eylemlerle suçlanmışlardır. Bu nedenlerden dolayı da halk tarafından horlanmış ve dışlanmışlardır.

Günümüz Çingeneleri ne durumdadır?

20.yüzyılın ortalarında kırsal kesimlerden kentlere yapılan göçler sonucunda, Çingenelerinde büyük bir kısmı şehir varoşlarında yerleşik yaşama geçti. Bazı ülkelerde de yerleşik yaşama zorlanmışlardır. Günümüzde göçebe yaşamını devam ettiren çok önemli sayıda Çingene de mevcuttur.

Tarih boyunca farklı yaşam biçimlerinden dolayı hemen hemen hiçbir yerde istenmeyen Çingeneler, birçok ülkeden sürülmüş ve ötekileştirilmiştir. Günümüzde de yaşadıkları birçok yerde ayrımcılığa tabi tutulmaktadır. Bu nedenle birçok kişi Çingene olduğunu gizlemek zorunda kalmamıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında aşağı ırktan oldukları gerekçesiyle, Nazi kamplarında 200.000 – 800.000 arasında Çingene katledilmiştir. Bu olay, Çingene halkı tarafından “porajmos” yani “parçalanmak” olarak adlandırılmıştır.

Çingenelerin sorunlarını tartışmak üzere 1971 yılında ilk kez İngiltere’de “Uluslararası Roman Kongresi” toplanmıştır. Bu kongreye atfen 8 Nisan “Dünya Romanlar Günü” olarak kutlanmaktadır.

Behçet Çiftçi

Tartışma1 Yorum

  1. Pingback: Vatansız Bir Halk: Çingeneler | YURTSEVER

Yorum Yapın