Yaşamayı Aşk Haline Getirmek

Felsefeyi derinlemesine yeniden okusam nasıl olur? Yamultur, bir hal eder, değiştirir beni. Zorlanırım ama iyi olur. Yaşın etkisi midir nedir, kafamı zorlayan, beni kendi karanlık dipsizliğime süren, sorularımı, projelerimi, krizimi çoğaltan kitaplardan korkuyorum. Masmavi, yani güneşi cilt kanseri yapmayan bir göğün altında, çimenlerin biçilmiş hoş kokusunda sırt üstü uzanıp dinlenmem, kendi iç belalarımı, sahipsiz yitik seslerimi dinlemem gerekiyor. Kendimi ihmal ettiğimin farkında değilim. Zaman zaman aşktan bile korkuyorum. Aşık olunca kendimi ihmal ediyorum. Özveri duygusu hücrelerimi işgal ediyor. Ayrıntılı küçük kahramanlıklar yolunda heder oluyor insan. Kavuşma özlemi, kaybetme korkusu, kaybettikten sonra da boşluk travması ciddi meşkaleler olarak kemiriyor insanı.

Felsefem şöyle olursa daha rahat ederim gibime geliyor:

`Kardeşim ben aşık olmak istemiyorum. Özgür, sorumsuz, saf ve şaşırtıcıyım. Güzel olan her şeyi severim. Koruma, kollama, sahiplenme ve horozlanma aleminin karşısındayım. Her anımı güzel yaşamaktan yanayım. Güzeller güzeli bir kadınla sevişmekten tutun da, kölelikten kurtuluş uğruna, tek basına bir hücrede ilelebet yatmaya kadar her şey güzel yaşama kategorisine girer. İçimdeki temel ve güzel eğilimlere karışmayın. Ben acılarımı ve yalnızlığımı, kendi iç seslerimin gücüyle yenmek istiyorum. Güzel olan her kıpırtıya yaymak istiyorum sevgimi. Kardeşim, iki gözüm, lütfen beni kendine benzetmeye çalışma.`

Aslında söylemek istediğimi tam anlamıyla ifade edemiyorum. Her insanin böyle bir yavuz derdi vardır. Her insan içini, içinin gerçek gücüne denk düşecek bir dille ifade edebilmiş olsaydı sanat ve edebiyat diye özel bir alan olmazdı. Aşık olmak illeti kaçınılmaz bir durumdur. Tüm gerici ve korkunç yanlarına karşın güzeldir. Çok şükür, sık sık aşık olan bir adam değilim. Aşık olanların aşk maceralarını, krizlerini, akla hayale sığmayan düşlerini dinlemek isterim.

Araplar Irak’ı yaşanır bir ülke haline getirmeye başlıyorlar.

İşgalciler için yaşanamayacak bir ülke haline geliyor Irak. ABD yöneticilerinin ruhuna Pirus sisi egemen:

`Tanrı bize böyle bir zaferi bir daha nasip etmesin!`

Kaliforniyalılar bir filim kabadayısını Vali seçtiler. Herifin tüm filmleri, insan öldürme üzerine kuruludur. Dünyanın en usta insan öldüren adamı olarak tanınıyor. Sarkıntılık ve Holivud usulü tecavüz ettiği kadınların sayısı da az değildir. Irak`a gidip işgalci orduya moral verdi.

Amerika’da doğmuş olsaydı, halk O’nu bir sonraki seçimlerde kesinlikle ABD başkanı seçerdi. Son elli yıl içinde, dünyanın en cahil kovboyvari insanları ABD başkanı olarak seçildiler. Halkı, acı hıyarı aday göstersen başkan seçecek duruma getiren gerçeklik, Dünyanın felaket doğuran en korkunç gerçekliğidir. Bunun içindir ki, her gerçek devrim, sadece egemen sınıflara değil, halka karşı da gelişmek zorundadır. İşe kendisini yıkmayla başlamayan hiç bir halk gerçek devrim arenasında bulamaz kendisini. Eskiden,`Halkın değer yargıları,` sözünü çok kullanır, savunurduk. Halkın değer yargılarını hedef almayan gerçek bir devrimden sözedebilir miyiz ? Bizim devrimciliğimizde bir hayli devlet devrimciliği vardı.

Ben şahsen halk gibi aşık olmak istemem. Ferhat, Kerem, Mecnun, Romeo ve Juliet korkutur beni. Furug, `yaralarım aşktandır,` diyor. Ölüm ile aşk, yara ile aşk ikiz kardeş gibiler tarihte hep. Aşksız olmaz, ama bu tür bir aşkla da olmaz. Önemli olan yaşamın aşk olmasıdır; aşkın zaman zaman, tüm husumeti, bencilliği, kıskançlığı ve benzeri felaket silahlarıyla yaşama girmesi değil.

İnsanlık, yaşamı aşk haline getirdiği an, aşk ortadan kalkacaktır.

Epey malzeme var. Bu malzemeyle güneş sistemini hayat sahası içine almak mümkündür. Sistemler ve kahır çoğunluk engeliyle karşı karşıyadır tarih. Üç bin yıl öncesi insanın inandığı şeylere inanıyor günümüzün insanı hala. Yarattığı ileri harikalarla üç bin yıllık inancının, alışkanlıklarının, değer yargılarının kıskacında acı çekiyor. Böylesi bir kıskaçta yaşıyor aşkı. Bunun içindir ki, yıkıcıların piri insan değil, zamandır. İnsanın zamana yaklaşması, ateşini onun ocağından alması gerekiyor. Mekanın köleliğinden kurtuluşun başka bir yolu da yoktur.

Muzaffer Oruçoğlu

Yorum Yapın